Doğa Koleji öğretmenleri mücadelesinin gündeme getirdiği konular

16 Aralık Pazartesi günü özel Doğa Koleji okullarında çalışan öğretmenler maaşlarını, ek ders ücretlerini ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın zorunlu kıldığı eğitim-öğretim ödeneklerini üç aydır alamadıkları için iş bıraktılar.

80 binden fazla öğrencisi, 13 binden fazla çalışanı olduğu belirtilen Doğa Koleji’nin sahiplerinin okullardan elde ettikleri gelirleri inşaat sektörüne yatırdığı ve inşaat sektöründe derinleşen krizle birlikte Doğa Koleji’nin, öğretmenlerin ve velilerin haklarını gasp etmeye yöneldiği ifade ediliyor.

Doğa Koleji öğretmenleri daha önce de Mayıs ayının başında Çekmeköy Ortaokulu ve Bayrampaşa Lise Kampüslerinde İş Kanunu’nun 34. maddesine dayanarak derslere girmeme eylemi yapmış ve genel yönetimin buna yanıtı derslere girmeyen öğretmenlerin sözleşmelerini Haziran ayında yenilememek olmuştu. Ayrıca son aylarda Doğa Koleji’nin birçok ilde bulunan kampüslerinde öğretmenlerin ve velilerin protestoları meydana gelmişti.

Hükümet tarafından öğretmenlerin ve öğrencilerin geleceğinin kapitalist şirketlerin kâr dürtüsüne tabi kılınmasının, eğitim hakkının fiilen ortadan kaldırılmasının ve öğretmenlerin dizginsiz bir sömürüye tabi tutulmasının sıradanlaştırılmasının sonucu olan bu durum Doğa Koleji ile sınırlı değil. Haberlere göre, en son Özgür Boza Okulları – Enstitü Koleji, Kasım ayında, öğretmenlerin maaşını ödemeden ve velilere paralarını iade etmeden battığını duyurdu. Başka özel okullarda daha binlerce öğretmen benzer koşullarda çalışıyor, Doğa Koleji’ndeki durum onlara bir şantaj aracı olarak gösteriliyor ve öğretmenler ağır sömürü koşullarına ses çıkarmamaları için uyarılıyorlar. Bu durum, özel sektörün yanı sıra kamu sektöründe de giderek artan bir yoksulluğa mahkum edilen öğretmenlerin karşı karşıya oldukları sorunların aynı olduğunu ve okullar ve ülke genelinde taban komiteleri üzerinden birleşme gerekliliğini ortaya koyuyor.

Pazartesi günü Doğa Koleji Öğretmen Komitesi’nin çağrısıyla başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Türkiye’deki pek çok Doğa Koleji kampüsünde öğretmenler derslere girmediler ve “İş Kanunu’nun 34. maddesine dayanarak ücretlerimin tamamı ödeninceye kadar derse girmiyorum” yazan kokartlar taktılar. Aynı gün öğretmenler Doğa Koleji’nin İstanbul, Ataşehir’deki Genel Müdürlüğü’nün önünde eylem yaptılar. Eyleme öğrenci velileri de destek verdi. Açıklamanın ardından grup adına bir öğretmen, iş bırakma bildirimlerini yönetime sundu.

Basına konuşan İsmail Sarp Aykurt adlı öğretmen yaşadıkları sorunların altını çizdi:

“Eylül ayının yüzde 70’i ödenmemiş durumda. Kasım ve Ekim aylarının tamamı.  Aralık ayının içerisindeyiz. Bununla beraber kira paramızı ödeyemiyoruz. Biz yasal hakkımızı kullanıyoruz. Yasal hakkımızı kullanarak burada dilekçe vermeye geldik. Hepimizin yaşayabileceği problemler var. İfade etmek gerekiyor. Üç aydır maaş alamama durumumuz devam ediyor. Bununla ilgili doyurucu bir açıklama almış değiliz. Cumartesi günü açıklama yapılacağı söylenmişti. Pazartesi gününe ertelendi. Defalarca böyle gerçekleşti.”

Doğa Koleji Öğretmen Komitesi’nin açıklamasında öğretmen boykotunun daha güçlü devam edeceği söylenirken, öğretmenlerin ve okul emekçilerinin mücadelesinin sorunların çözümü için asıl kritik adım olduğunun altı çizildi ve şunlar belirtildi: “Öğretmen ve emekçilerin haklarına sahip çıkarak ‘biz de buradayız’ demesi, okul yönetimine bugüne kadar sürekli ağırdan alarak sorunları halı altına süpürüp bizleri ve velileri oyalama lüksünün kalmadığını göstermiştir.”

Hâlâ herhangi bir açıklamanın yapılmadığını belirten öğretmen komitesi, herkes için bıçağın kemiğe dayandığını söylüyor ve şunları ekliyordu: “Öğretmenler olarak artık susmayacağız. Biz sustukça yönetim sorunun çözümünü ertelemektedir. Boykotumuz taleplerimiz karşılanana kadar devam edecektir.”

Taleplerini, “Doğa Kolejinde çalışanların aylardır ödenmeyen ücret ve ücrete bağlı alacakları derhal ödenmelidir” ve “Öğrencilerimizin eğitim hakkı güvence altına alınmalıdır” olarak özetleyen öğretmen komitesi, talepleri karşılanana kadar iş bırakma haklarını kullanmayı sürdüreceklerini belirtiyor, hukuki yollara başvurmakla birlikte fiili mücadelenin gerekliliğini vurguluyordu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamasına göre Türkiye’de 51 ilde 411 okul Doğa Koleji adını taşıyor ve kamuoyuna yansıyan söz konusu sorunlar 15 ildeki 214 okulda yaşanıyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlarken Doğa Koleji hakkında her türlü senaryoya hazırlıklı olduklarını söyledi. Ziya Selçuk’un öğretmenlerden yana tavır alması mümkün değil. Bu, hem içinde bulunduğu hükümetin sınıf doğasına aykırı olurdu hem de kendi sınıfsal çıkarlarına. Selçuk, Özel Maya Okulları’nın kurucusudur ve bakanlıktan önce TED Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır.

Doğa Koleji öğretmenlerinin mücadelesinin en çarpıcı özelliği, uluslararası bir eğilimin parçası olarak, sendikalardan bağımsız olarak örgütlenmeleridir. Boykota, öğretmenler tarafından kurulmuş olan Doğa Koleji Öğretmen Komitesi önderlik ediyor. Hükümet yanlısı ya da sözde muhalif hiçbir sendikanın öğretmen boykotunda herhangi bir rolü yok. Türkiye’deki dört eğitim sendikası olan Eğitim Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Bir-Sen ve Eğitim İş sendikalarının hiçbiri, Doğa Koleji öğretmenlerinin pazartesi günü yaptıkları iş bırakma eylemi hakkında tek satır bile açıklama yapmadı.

Sadece Eğitim İş eylemden 10 gün önce (6 Aralık’ta) “MEB Doğa Koleji’ndeki Hak Gaspına Yönelik Adım Atmalıdır!” başlıklı göstermelik bir açıklama yapmış, bu açıklamada da eğitim emekçilerini harekete geçirme yönünde hiçbir çağrıda bulunulmamış ve çözümün adresi olarak da sorunun siyasi kaynaklarından biri olan Milli Eğitim Bakanlığı gösterilmişti. Hükümetin yıllardır eğitimi tamamen piyasalaştırılmasının fiilen ya da sessizce suç ortaklığını yapan sendikaların özel okullarda çalışan öğretmenlere yönelik önceki tavırlarıyla uyumlu olan bu sessiz suç ortaklığı, onların kamuda ve özel sektörde çalışan eğitim emekçilerinin çıkarlarıyla hiçbir ilişkileri olmadığının bir başka göstergesidir.

Doğa Koleji öğretmenlerinin sendikalardan bağımsız olarak örgütlenmesi, sendikaların tüm dünyada işçi örgütleri olmaktan çıkmasının ve işçilerin de haklı olarak sendikalara duyduğu güvensizliğin bir ifadesidir.

Türkiye’de eğitim adım adım kamu sorumluluğundan çıkarılıp özel sektöre devredilmiş ve patronların kâr hırsına tabi kılınmış durumda. Devlet okullarında eğitimin kalitesinin bilinçli bir şekilde düşürülmesine paralel olarak özel okulların sayısı çığ gibi büyüdü. Veliler çocuklarını daha kaliteli bir eğitim umuduyla özel okullara büyük masraflarla kaydetseler de bu okullardaki eğitimin kalitesi de devlet okullarından daha ileride değil. Üstelik öğretmenlere mobbing uygulanması, fazla mesai yaptırılması, öğretmenlerin alanı olmayan işlerde görevlendirilmeleri, ücretlerin geciktirilmesi veya hiç ödenmemesi sıradan bir uygulamaya dönüşmüş durumda.

Doğa Koleji öğretmenlerinin mücadelesi, öğretmenlerin önemli bir yer tuttuğu uluslararası işçi sınıfı mücadelelerinin canlanmasının ortasında gelişiyor. Bu yıl başta ABD olmak üzere Polonya, Tunus, Fas, Cezayir, Meksika, Arjantin, Hollanda, Fransa, Brezilya ve daha birçok ülkede eğitim emekçileri grevler ve kitlesel protestolar düzenlediler. Bunlar, 2019’da Şili, Lübnan, Mısır, Irak, İran, Fransa, ABD, Meksika, Hong Kong, Hindistan ve pek çok yerde patlak veren işçi sınıfı mücadelelerinin ayrılmaz bir parçasıydı.

2018’de ABD’nin Batı Virginia eyaletinde 33.000 öğretmen greve çıkarken diğer eyaletlerde on binlerce öğretmen de onlara katılmış, Britanya’daki öğretim üyeleri de bu grevi desteklemişti. Avustralyalı devlet okulu öğretmenleri ise Julian Assange’a özgürlük kampanyasına desteklerini açıklamışlardı. Bu yıl ABD’nin Chicago eyaletinde 25.000 dolayında öğretmen greve giderken, 5 Aralık’ta Fransa’daki kitle grevine öğretmenler büyük katılım sağladılar ve birçok okul kapalı kaldı. Fransa’daki öğretmenler devam eden grevlerde önemli bir rol oynuyorlar.

Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) Öğretmen Bülteni, öğretmenlerin yükselen uluslararası mücadelesine sosyalist bir perspektif sunuyor. Yüksek nitelikli kamusal eğitimi savunma mücadelesi, yaşamın tüm alanlarını şirket ve mali sektör seçkinlerinin zenginleşmesine tabi kılan kapitalist sisteme karşı tüm işçi sınıfının siyasi mücadelesini gerektiriyor. Öğretmenler dahil işçi sınıfının bütün kesimlerinin sendikalardan bağımsız taban komitelerini inşa etmesi ve sorunların asıl nedeni olan kapitalizme karşı sosyalist bir perspektifin benimsenmesi ileriye giden tek yolu oluşturuyor.

Toplumun önceliklerinde köklü bir değişim, hükümetlere eğitime daha fazla bütçe ayırmaları ve daha insani bir kapitalizm yaratmaları çağrısı yaparak sağlanmayacak. Bunun yerine işçi sınıfının kapitalizm yanlısı tüm partilere karşı ve sosyalizm uğruna güçlü bir siyasi hareket inşa etmesi gerekiyor. Ekonomik ve siyasi yaşamın özel kâr değil insanların ihtiyaçları temelinde yeniden örgütlenmesinin yolu, bir işçi iktidarının kurularak zenginlerin sınırsız servetinin kamulaştırılmasından ve kaynakların tüm toplumun maddi ve kültürel seviyesini yükseltmek için kullanılmasından geçiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir