Cumhurbaşkanı Erdoğan muhalefete baskıyı arttırmak için terör saldırısını kullanıyor

 

PKK’den kopan Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK), Salı günü İstanbul’un merkezinde gerçekleşen ve altı polis ile beş sivilin ölümüne, 36 kişinin yaralanmasına yol açan bombalı araç saldırısının sorumluluğunu üstlendi.

Örgüt, yaptığı açıklamada, Türk ordusunun ülkenin güneydoğusundaki operasyonlarını kastederek, “Fedai tarzda gerçekleşen bu eylem, başta Nusaybin ve Şırnak olmak üzere TC’nin tüm vahşi saldırılarına karşı gerçekleşmiştir. ” diye ilan etti.

TAK, “Türkiye’de bulunan ve gelmek isteyen yabancı turistleri de tekrar uyarıyoruz. Yabancılar bizim hedefimiz değildir ancak Türkiye onlar için güvenilir bir ülke olmaktan çıkmıştır.” uyarısında bulundu.

BBC, Salı günkü saldırının, bir intihar bombacısını kastedecek şekilde, bir “intihar eylemi” olduğunu bildirmişti. Bu, bu yıl İstanbul’un merkezindeki dördüncü bombalı saldırıya ilişkin önceki haberlerle çelişmektedir. Daha önce, uzaktan kumandalı bir cihazın, çevik kuvvet otobüsü geçerken patlatıldığı belirtilmişti.

Anadolu Ajansı’na göre, patlamanın ardından polis tarafından halka ve basına kapatılan bölgede silah sesleri vardı. İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, patlama üzerine Türkiye çapında bir yayın yasağı getirdi. Yasak, basılı ve görsel medyada, internet medyasında ve sosyal medyada yer alan tüm haberleri, röportajları ve eleştirileri kapsıyor.

8 Haziran’da gerçekleşen başka bir bombalı araç saldırısı, Mardin’in Midyat ilçesi emniyet müdürlüğünü vurdu. İki polis ve üç sivil ölürken 50’yi aşkın kişi yaralandı.

İstanbul’daki saldırının ardından bir hastanedeki yaralıları ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir kez daha, “Bu teröristlere karşı mücadelemizi yılmadan vereceğiz.” taahhüdünde bulundu. Onun açıklaması, “Ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti devleti terörle mücadele hedefinden asla ve asla taviz vermeyecektir.” diyen Başbakan Binali Yıldırım tarafından desteklendi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetini kan dökmeye son vermekteki başarısızlığı nedeniyle ağır bir şekilde eleştirirken, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) lideri Devlet Bahçeli de saldırıyı kınadı. Demirtaş, hükümeti, bu tür saldırılar için koşulları yaratmakla suçladı ve meclisteki tüm parti liderlerini şiddete son vermek üzere bir toplantıda bir araya gelmeye çağırdı.

PKK, İstanbul’da, 12 Mayıs’ta, dokuz kişinin yaralandığı benzeri bir bombalı araç saldırısının sorumluluğunu üstlenmişti. Örgüt 1984’ten beri Türk devletine karşı bir silahlı isyan yürütüyor ve ağırlılık olarak Kürtlerin yaşadığı Türkiye’nin güneydoğu bölgesindeki saldırılarında, sık sık, uzaktan kumandalı bomba yerleştirilmiş arabalarla, hareket halindeki polis ve ordu araçlarını hedef alıyor.

Türk ordu ve polis güçleri, bir yıldır, Kürt illerini enkaz haline getirirken binlerce insanı öldüren ve yaklaşık 400.000 sivili evlerini terk etmeye zorlayan, ayrım gözetmeyen bir operasyona girişmiş durumda.

Son terör saldırısı, yalnızca, kitlelerin kafasını karıştırırken, Türk egemen seçkinlerinin militarizm ve diktatörlük yönelimini hızlandırıp kolaylaştıracaktır. Erdoğan, saldırının hemen ardından, onlara yönelik cezai kovuşturmaların önünü açacak şekilde, 138 milletvekilinin dokunulmazlığını kaldıran bir yasayı onayladı.

Yasanın başlıca hedefi, Erdoğan ve hükümeti tarafından sürekli olarak PKK’ye yardım ve yataklıkla suçlanan, 59 milletvekiliyle üçüncü büyük parti olan HDP’dir. Bununla birlikte, Erdoğan’ın anayasayı kendisine diktatörce yetkiler verecek şekilde yetki sahibi bir başkanlık yaratmak üzere değiştirme planının önünü açmak amacıyla, diğer partiler de baskıya açık hale getirilmiş durumda.

Erdoğan hükümeti, aynı gün, “terör örgütleri olarak listelenen gruplara yönelik güvenlik operasyonlarına katılan askerlere” yasal koruma sağlayan bir yasa tasarısı teklifi verdi.

Teklif, komutanların ve genelkurmay başkanının soruşturulması ya da yargılanması için başbakanın iznini şart koşarken, “terörle mücadele operasyonları”na katılan askerlerin yetkisini arttıran bir dizi önlem içeriyor.

Yasa tasarısı, Türk ordusuna, İçişleri Bakanlığı’nın teklifi ve bakanlar kurulunun kararıyla, il merkezlerinde operasyonlara katılma izni verecek. Benzeri bir adli kalkan, daha önce, başbakana Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yetkililerine yönelik tüm soruşturmaları durdurma yetkisi verecek şekilde, MİT personeline bahşedilmişti.

Bu hamleler, Erdoğan’ın hoşuna gitmeyen kararlar almış olan 3.700’den fazla hakimin ve savcının yerinin, Erdoğan’ın istifaya zorlamasının ardından başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yerini almış olan Erdoğan’ın güvenilir yardımcısı Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlık ettiği hükümet tarafından değiştirildiği, yargı kurumundaki son bir yer değiştirme dalgasından bir gün sonra geldi.

Türkiye’deki terör saldırılarının başlıca sorumlusu, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Suriye hükümetine karşı bir rejim değişikliği operasyonu yürüten Türk hükümeti ve onun Batılı müttefikleridir. Onlar, hedefe ulaşmak için, Suriye’yi ve Irak’ı mahveden bir mezhep savaşında Sünni İslamcı milisleri bir araya getirdiler; onları örgütleyip, finanse ettiler ve eğittiler. IŞİD’in büyümesinin zeminini oluşturan budur.

Suriye’deki savaş, terörle mücadele yasaları ile birlikte, aynı zamanda, Türkiye sınırında özerk bir Suriyeli Kürt oluşumunun yaratılmasını önlemek amacıyla, Kürtlere karşı baskı için kullanılıyor.

Washington ile Avrupalı güçlerin Esad’a karşı Kürt askeri güçlerini kullanmaya hevesli olduğu ve Suriye’nin bölünmesini etkin bir şekilde tasarladığı göz önünde bulundurulduğunda, bu ikiz hedefler sıklıkla çatışmaktadır. Bu, Erdoğan’ı, Kürtlere karşı IŞİD ve El Kaide uzantısı El Nusra gibi İslamcı güçlerden yararlanma dahil, bir dizi pragmatik adıma itti. Öte yandan, Ankara’nın savaş kışkırtıcılığı ve saldırgan Suriye politikası Türkiye’yi Rusya ile savaşın eşiğine getirirken, bu adımlar AKP yönetimini Washington ve Berlin ile çatışma içine soktu. Geçtiğimiz yıl, PKK’ye karşı tırmandırılan savaşın ortasında, Türk hava kuvvetleri kasıtlı olarak Suriye’deki bir Rus savaş uçağını düşürmüştü.

Resmi rakamlara göre, son altı ayda, Kürt kasabaları harap edilirken, sivillerin yanı sıra binlerce PKK militanı ve yaklaşık 1.000 güvenlik görevlisi öldürüldü. Erdoğan, özellikle Davutoğlu’nu kazanmaya çalışarak kendisini görevden uzaklaştırmaya yönelik kimi komplolarından kuşkulandığı, giderek artan ölçüde hoşnutsuz Batılı müttefiklerine tehditlerle ve kabadayılıkla karşılık veriyor.

Yatırımda, ticarette ve turizmde, toplumsal huzursuzluğu daha fazla kışkırtan çarpıcı bir düşüşe tanık olan Türkiye, aynı zamanda, büyüyen ekonomik zorlukların pençesinde. Türk egemen seçkinlerinin kötüleşen toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlarına yönelik tek çözümü, militarizm ve diktatörlük yönelimini tırmandırmaktır.

11 Haziran 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir