Brexit referandumu: Avrupa politikasında bir dönüm noktası

Paylaş

Britanya’nın sürmekte olan Avrupa Birliği üyeliği üzerine bugünkü [dün] referandum, Britanya’daki ve tüm Avrupa’daki siyasi yaşamda bir dönüm noktasına işaret etmektedir.

Referandum çağrısı, kendi partisinin Avrupa’ya kuşkucu yaklaşan kanadını yatıştırmak ve Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP) Muhafazakar Parti zararına güçlenmesini önlemek için, Muhafazakar Başbakan David Cameron tarafından yapılmıştı. Buna karşılık, onun talihsiz siyasi yanlış hesabı, Muhafazakarları ikiye bölme, AB’nin ölümünü hızlandırma ve küresel ölçekte büyük bir krize zemin hazırlama tehlikesi oluşturuyor.

Ekonomik olarak, gerçek kapışma konuları, Britanya burjuvazisinin çıkarına en uygun şeyin tek bir Avrupa pazarının bir parçası olarak kalmak mı; yoksa Çin’deki, Hindistan’daki ve Commonwealth [İngiliz Milletler Topluluğu] ülkelerindeki fırsatlardan yararlanmak için, Ayrılma savunucularının sözleriyle, kendisini “Avrupa’nın dışında ve dünyanın içine doğru” yeniden konumlandırmak mı olduğudur.

Her iki taraf da (Cameron ve İşçi Partisi önderi Jeremy Corbyn önderliğindeki Kalma yanlıları ile başını Muhafazakar Boris Johnson’ın ve UKIP’in önderi Nigel Farage’ın çektiği Ayrılma yanlıları), kendi gerçek kaygılarını, işleri ve sosyal hizmetleri koruma ve refahı garantiye alma hakkındaki yalanlarla gizliyorlar.

Gerçekte, Kalma yanlıları tarafından savunulan AB, Yunanistan’da son derece acımasızca gösterilmiş olduğu gibi, sert kemer sıkma önlemlerini uygulamanın bir aracıdır. Ancak Ayrılma yanlıları, yalnızca, büyük şirketleri ve City of London’ı [Londra’daki uluslararası finans merkezi] çalışma mevzuatından geride kalmış az sayıda düzenlemeden kurtarmak ve Uzak Doğu’daki işçilerin karşı karşıya olduğu koşullar eliyle oluşturulmuş ölçüte uygun hale getirmek istiyorlar. Hangi taraf kazanırsa kazansın, 24 Haziran’da, işçi sınıfına yönelik saldırı bir intikam biçiminde devam edecektir.

Silahlı Kuvvetler’den ve güvenlik birimleri MI5 ile MI6’dan önde gelenler, siyasi yaşama, daha önce hiçbir zaman böylesi ortak bir müdahalede bulunmamıştı. Her iki taraf da NATO’ya ve onun Rusya ile Çin’e karşı sürmekte olan saldırganlığına bağlılığını ilan ediyor. Kalma yanlısı kamp, Britanya’nın AB üyeliğinin ve genel olarak AB’nin NATO’yu güçlendirdiğini savunurken, Ayrılma yanlısı kamp, Britanya’nın AB üyeliğinin, onu, öncelikle Almanya tarafından dayatılan, NATO’nun altını oyacak ve kıta üzerinde karşı konulamaz üstünlük kuran Almanya hayaletini yükseltecek olan bir Avrupa Ordusu oluşturma planlarına bağladığını iddia ediyor.

Referandum, bu sınıf savaşı, ticaret savaşı ve askeri savaş siyasi gerçeklerini gizlemek ve işçi sınıfı içinde bölünmeler yaratmak için, giderek artan şekilde milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını teşvik etme üzerine odaklanmıştır.

Egemen seçkinlerin ve onların partilerinin sert kemer sıkma önlemlerinden kaynaklanan çok sayıda toplumsal sorundan, sürekli olarak göçmenler sorumlu tutuluyor. Yineliyoruz, Kalma ve Ayrılma kampları, yalnızca, göçmen karşıtı önlemlerin, AB’nin -dikenli tellerle, silahlı sahil koruma tekneleriyle ve toplama kamplarıyla korunan- “Avrupa Kalesi”ni ya da Britanya’nın kendi sınırlarının “kontrolünü geri alması”nı ve Avrupalı işgücünün Britanya’ya serbestçe girmesine son vermesini gerektirip gerektirmediği konularında anlaşamamaktadır.

Bunun yaratmış olduğu zehirli yemek (UKIP’in kampanya malzemeleri Nazi propagandasını anımsatmaktadır), toplumsal ve siyasal yaşamı kirletmekte ve aşırı sağ güçleri güçlendirmektedir.

İşçi Partili milletevekili Jo Cox’un geçtiğimiz Perşembe günü bir faşist tarafından öldürülmesi, bu milliyetçi gericiliğe kapılmanın sonuçları konusunda işçi sınıfına ve gençliğe yönelik önemli bir uyarıdır. Bu, Britanya’daki sınıf mücadelesinde, her zamankinden sert biçimler edinecek yeni bir aşamaya işaret etmektedir.

Cox’un öldürülmesi, kaçık bir kişinin eylemi değil, siyasi bir suikasttır. Bu, göçmenlerin aralıksız bir şekilde günah keçisi yapılması, milliyetçiliğin canlandırılması ve işçi sınıfının İşçi Partisi ile toplumsal gericiliğin tabandan etkili bir meydan okuma ile karşılaşmaksızın güçlenmesine izin vermiş olan sendika bürokrasisi tarafından felç edilmesi eliyle, on yıllar içinde hazırlanmıştır. Buna rağmen, referandum kampanyasındaki kirli propagandanın bu ölümcül şiddet patlamasının tetiklenmesinde hiçbir rolü olmadığını iddia edenlerin tamamı, kendi siyasi sorumluluklarını gizlemek için yalan söylüyorlar.

Özellikle canice bir rol, ister AB yanlısı Kalma gündemine uyarlanmış, isterse AB karşıtı kampanyayı destekleyerek Muhafazakar sağın ve UKIP’in işçilerin “dostu” gibi görünmesine izin vermiş olsunlar, sahte sol tarafından oynanmaktadır.

Bu, en çok, Sosyalist İşçi Partisi ve Sosyalist Parti gibi, Sol Ayrılma kampanyasının örgütleyicileri için geçerlidir. Onların, siyasi ilkelerin referandumun Muhafazakarları bölme ve İşçi Partisi’nin iktidara gelmesini hızlandırma umuduna tabi kılınması gerektiğindeki ısrarı, burjuvazinin en gerici kesimleri ile siyasi bir ittifakı meşrulaştırmakta kullanılmaktadır.

Bunda rastlantısal hiçbir şey yok. İşçi Partili eski milletvekili George Galloway, Farage ile birlikte “Sol, sağ, sol, sağ, 23 Haziran’da zafere doğru ileri!“ dediğinde, yalnızca Britanya’da değil ama uluslararası düzeyde ortaya çıkan bir siyesi eğilimi; görünüşte solcu unsurların sağ ve aşırı sağ eğilimler ile milliyetçilik/ulusalcılık temelinde yeniden hizalanmasını ifade ediyordu.

Bu, Ukrayna’da, Washington tarafından 2014’te düzenlenen “ Euromaidan” denilen darbede Svoboda ve benzeri faşist gruplar ile ittifak biçimini almıştı. Bu, Yunanistan’da, Syriza ile Bağımsız Yunanlılar arasındaki bir seçim ittifakı idi. Britanya’da, sahte sol kesimler, Stalinistler önderliğindeki kimi sendikalar ile birlikte, “milyonlarca seçmen”e sahip Boris Johnson’ın ve Farage’ın, Cameron’ı iktidardan indirmekle görevlendirilmesi gerektiğinde ısrar ediyorlar. Onların ilan edilmiş ya da açıkça söylenmemiş amacı, Avrupalı işgücünün serbest dolaşımına son vermeyi de içeren ulusal korumacı önlemlerin bir İşçi Partisi hükümeti tarafından uygulanmasıdır.

Sosyalist Eşitlik Partisi’ni (SEP), bu sağa doğru yatmış güçlerden aşılmaz bir uçurum ayırmaktadır. Onlar, orta sınıfın hali vakti yerinde bir kesiminin, kendi ayrıcalıklı varlıklarını sınıf işbirlikçiliği ve küreselleşme güçlerine karşı bir kalkan olacağı varsayılan ulusa dönüş yoluyla korumaya yönelik çabalarını dile getiriyorlar.

SEP, Avrupa ve uluslararası işçi sınıfının küresel ölçekte örgütlenmiş kapitalizme karşı birliği uğruna bir mücadeleyi esas almaktadır. O, referandum kampanyasında egemen sınıfın her iki tarafına da en ufak bir destek vermeyi reddetmektedir. Biz, işçi sınıfının siyasi bağımsızlığını sağlamanın bir aracı olarak, aktif boykot çağrısı yapıyoruz.

Brexit referandumu, rakip emperyalist güçlerin dünyanın pazarlarına ve stratejik kaynaklarına egemen olma dürtüsü eliyle üretilmiş derinleşen uzlaşmazlıkların bir ürünüdür. Kıtayı ekonomik ve siyasi olarak kapitalizm temelinde birleştirme yönündeki tüm çabaları kaçınılmaz biçimde boşa çıkartan şey, bu çatışmadır. Bu, işçi sınıfı müdahale etmezse, Avrupa’nın balkanlaşmasıyla ve hızla, iki dünya savaşına yol açmış olan koşullara sürüklenmesiyle sonuçlanacaktır.

Burjuvazinin karşı karşıya olduğu kriz, onu, işlere, ücretlere ve toplumsal koşullara yönelik her zamankinden daha sert saldırılara; otoriter egemenlik biçimlerine ve milyonların karşı çıktığı sömürge elde etme savaşlarına girmeye zorlamaktadır. Yunanistan’daki, Belçika’daki ve Fransa’daki muhalefet patlamasında kanıtlandığı üzere, bu, kapitalizme karşı kıta çapında toplumsal ve siyasal bir mücadelenin ortaya çıkmasının koşullarını yaratmaktadır.

İşçilerin ve gençlerin önündeki görev, yeni sınırlar oluşturmak değil ama onları yıkmak; patronların AB’sinin yerine, işçi sınıfının bir Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri’ndeki egemenliğini geçirmektir. Bu yüzden, SEP’in aldığı tutum, tarihsel öneme sahiptir. O, yalnızca Britanya’daki değil Avrupa’nın dört bir yanındaki işçiler için ileriye giden yola işaret etmektedir.

23 Haziran 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir