Araklı’da gerçekleşen HES felaketi son olmayacak

Trabzon’un Araklı ilçesinde, 18 Haziran 2019 tarihinde saat 14.00 sularında hidroelektrik santrali (HES) borularının patlamasıyla gerçekleşen faciada 7 kişi hayatını kaybederken, 3 kişi halen kayıp.

Açıklamalara göre, olay, bölgedeki aşırı yağış sonrası bir HES borusunun patlamasıyla gerçekleşti. Yoğun su akışı nedeniyle mahallede taşkın meydana geldi. Yeşilyurt Mahallesi su altında kaldı ve sele kapılan insanlar oldu. Bölge sakinlerinden Şaban Halil, yaşanan olayı şöyle aktardı: “Dere ıslahı çok dar. Aşağısında da HES var. Duvar bir anda patlıyor. Selle beraber de derenin giderini dolduruyor. Okulu, evleri ve dükkanları da alıp gidiyor. Araklı-Bayburt anayolu da kesildi.” Öte yandan HES’in ikinci borusunun da sel suları nedeniyle patlama tehlikesi bulunuyor ve bu tehlikeye karşı bölge boşaltıldı.

Sel felaketinde kaybolanlar için sabah erken saatlerde arama çalışması başlatıldı. Trabzon´un yanı sıra bölge illerden gelen AFAD, AKUT, UMKE ekipleri Araklı ilçesi Çamlıtepe ve Yeşilyurt mahallelerinde Karadere boyunca arama çalışması yürütüyor. Jandarma Genel Komutanlığı´ndan gelen 11 kişilik Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timi çalışmalara eşlik ediyor. Çalışmalara askeri helikopterler de havadan destek veriyor.

Felaketten arama kurtarma faaliyetleriyle kurtulan Halim Köse, “Mahallede bu altıncı yıkım. Daha önce gelindi ama bir önlem alınamadı. Öyle can mı verilmesi gerekiyordu?” diyerek facianın arkasındaki sorumsuzluğu hedef gösterirken, kaymakamlık önünde açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Uyarılarımızı yaptık ama en nihayetinde bu işler Allah’ın işi, nereden ne olacağını da bilemiyorsunuz,” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin açıklamaları, Türk egemen seçkinlerinin facialara ve iş cinayetlerine yönelik bulduğu kılıfın ve suçlarını örtme çabalarının bir örneğidir. Kendi sorumluluklarından sıyrılma peşinde koşan Pakdemirli’nin ifadeleri, önlenebilir kazaları ve faciaları kaçınılmaz olarak gösterip meşrulaştırmaktadır.

Araklı Belediye Başkanı Recep Çebi, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün bilgilendirmesi ile ilçede yaşayanlara uyarılarda bulunduklarını belirterek daha önce de sel afeti yaşanan mahallede yeni bir afetle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Çebi, “Daha önce de aynı bölgede sel felaketi olmuştu. Yine aynı alana yoğun şekilde yağmur yağdı ve HES borusunda da arıza olunca bölgede felaket oldu,” açıklamasını yaparken, daha önce de sel felaketi yaşanmasına rağmen nasıl bir önlem aldıklarıyla ilgili bir açıklama yapma gereği duymadı.

Araklı’da gerçekleşen sel felaketinin gerçek sorumluları, burjuvazi ve 17 yıldır onun çıkarlarını ilerletme peşinde koşan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetidir. Onların topluma sundukları, kuruyan dereler, akmayan akarsular, canlı türlerinin yok edilmesi, su hakkının metalaştırılması, facialar ve protestoları bastırma girişimleridir. Türk egemen seçkinleri, bu HES faciasının ardından, daha önce de yaşandığı gibi, doğayı ve insanı tehdit eden kar amaçlı yeni projeler için harekete geçecekler.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, yaşananlara ilişkin BirGün gazetesine şunları söyledi: “Araklı-3 HES’in yükleme havuzu duvarlarının patlaması sonucu meydana gelen felaket, köyleri yok etti, köylüleri sel suları altında bıraktı… Plansızlık sonucu dere yataklarında araziler yapılaşmaya açıldı. İmar affı ile affedilen yanlışları maalesef doğa affetmiyor. HES’ler, dere yataklarının rejimlerini ve yapısını bozduğu için sel sularının yıkıcı boyutlara ulaşmasına zemin hazırlamaktadır. Sel suyu ve ardından HES yükleme havuzunun yıkılması yurttaşlarımızın ölümüne yol açmıştır.”

HES’lerin yapılması, Türkiye kapitalizminin enerji gereksinimlerine sözde “ulusal” çözüm bulma uğruna doğanın ve insanın pervasızca hiçe sayılmasının bir sonucudur. Bu, akarsulara ve derelere HES yapılmasında olduğu gibi, çeşitli illere 42 termik santral yapılmasının da nedenidir. Yeni termik santrallerin proje veya yapım aşamasında olduğunu da ifade etmek gerek. Aynı zamanda ciddi bir tehdit olarak iki nükleer santral projesinin temelleri Sinop’ta ve Akkuyu’da atılmış durumda.

HES’ler doğayı tahrip ederek, doğal yaşam alanlarını yok ediyor. Bunların tümünü yazmak başlı başına bir çalışmanın konusu olmakla birlikte, Trabzon’da Balkodu deresi üzerine kurulan HES dereyi kuruttu; Rize’nin Güneysu ilçesindeki Gürgen Deresi’nde büyük ölçüde su kalmadı; Sakarya Nehri’ne HES yapılması yetmezmiş gibi, HES inşaatı içerisinde kalan alana atık maddelerin gömüldüğü ortaya çıkarıldı. Aynı zamanda Adıyaman’da bulunan Cendere Çayı, Fırat Nehri üzerine kurulan baraj ve HES nedeniyle kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. En son olarak 6 Mayıs tarihinde Mersin, Akkuyu’da yapımı süren nükleer santral inşaatında reaktörün oturacağı temelin bazı bölümlerinde “çatlak” oluştuğu tespit edildi.

Bütün bunlara karşı, Karadeniz coğrafyası başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinden HES’lere karşı çeşitli mücadeleler yürütülüyor.

HES’ler, tüm insanlığa ait olan suyu ticarileştirerek şirketlere devrediyor ve şirketler doğaya verdikleri zararı düşünmeksizin sadece kar peşinde koşuyorlar. Bununla birlikte, doğayı ve canlı yaşamını tahrip eden, insanların yaşam alanlarını ve canlarını tehdit eden tüm enerji kaynaklarına karşı mücadele, ulusal temelli bir perspektifle ve kapitalizmin aşırılıklarını törpülemekle verilemez. Ulusalcı perspektif, her durumda, egemen sınıfın şu ya da bu kanadına yedeklenme ve zararlı enerji kaynakları arasında tercih yapma ile sonuçlanır.

Yapılması gereken şey olan yenilenebilir enerji kaynaklarının hakim kılınması, ne kapitalist kar dürtüsü ile ne de ulus devlet sistemi ile bağdaşmaktadır. İklim değişikliğiyle mücadele de dahil olmak üzere enerji sorununun tek çözümü, dünya çapında merkezi ve planlı bir yeniden yapılanma projesinin hayata geçirilmesinden geçmektedir. Bu ise, uluslararası işçi sınıfının sosyalizmi kurmak üzere kapitalist ulus devlet engelini ortadan kaldırması demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir