Alman hükümeti Suriye’ye askeri müdahaleye hazırlanıyor

Yazdır

Alman hükümeti, Suriye’nin kuzeyinde, ABD’nin kurmayı planladığı bir “güvenli bölge”ye askeri destek sağlamaya hazırlanıyor. Bölgenin, ABD’nin tarafında IŞİD’e karşı savaşan Kürt milisleri (YPG), hem Suriye hem de Türk askerlerinden koruması amaçlanıyor.

Konuyla ilgili planlar, 31 Mayıs Cuma günü, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile birlikte Berlin’de ele alınacak. Daha önce birkaç kez ertelenmiş olan bu ziyaret, Pompeo’nun Almanya’ya yapacağı ilk resmi ziyaret olacak.

Spiegel Online, Perşembe günü, Alman hükümetinin, “aylardır süren gizli görüşmelerde, güvenli bölgeyi askeri olarak korumaya katılmaya hazır olacağının işaretini verdiğini” bildirdi. Medya kuruluşuna göre, Amerikalılar, “son aylarda, ilk kez Şubat ayının ortasındaki Münih Güvenlik Konferansı sırasında olmak üzere, perde arkasından tekrar tekrar Almanlardan taahhüt talep ettiler.”

Alman hükümeti, o zamandan beri, “Washington ile yapıcı bir diyalog” kurmaya çalışmış: “Başbakanlık ofisi, Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı, ABD’yi bir kez daha geçiştirmemek amacıyla, Suriye konusunda ABD’yi uzaklaştırmamak gerektiği noktasında büyük ölçüde uzlaşıyorlar.”

Spiegel Online’a göre, Münih Güvenlik Konferansı’ndan beri neredeyse aralıksız bir şekilde gizli görüşmeler yapılıyor. Örneğin, Mart ayının ortasında, Almanya Savunma Bakanlığı’nın ve Pentagon’un siyasi şefleri, Geza Andreas von Geyr ile John C. Rood, “önceden IŞİD karşıtı koalisyonda yer almış olan bütün diğer ülkelerden son derece gizli bir şekilde, Berlin’de” bir araya gelmiş. Nisan ayında da, hem Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, hem de Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Washington’a, “meseleyi en üst düzeyde ele almak için” gitmişler.

Spiegel Online’a göre, Alman ordusunun güvenli bölgenin kurulmasına nasıl katılacağı hala karara bağlanmamış. Kara birliklerinin sevk edilmesi siyasi nedenlerle hariç bırakılıyor ama bir güvenlik gücüne hava desteği olasılığı gündeme getiriliyor. Berlin, bu amaçla, Washington’a, Alman ordusunun Ürdün’deki mevcut görevini genişletme teklifinde bulunmuş.

Alman ordusu, Haziran 2017’den beri, Ürdün’e ait bir hava kuvvetleri üssünde, “Ses Kampı” adı altında kendi üssüne sahip. Özellikle teçhizatlı Tornado jetleri, ABD önderliğindeki “IŞİD’le mücadele koalisyonu” için bu üsten hava keşfi gerçekleştiriyor. Alman Hava Kuvvetleri, ayrıca, Suriye üzerindeki koalisyon jetlerine havada yakıt ikmali yapıyor. Bu görevin yetki süresi 31 Ekim’de sona eriyor ve Alman parlamentosunda alınan bir karara göre, süre uzatılmayacak.

Bununla birlikte, Spiegel Online’a göre, askeri yetkililer, “‘Tornadoların ve havada yakıt ikmalinin yüksek çözünürlüklü görüntülerinin”, gelecekteki bir koalisyon için de değerli olacağını düşünüyorlar: “Siyasi açıdan, bu görev, Almanya’nın daha zor uluslararası görevlerde yer almayı reddetmediğinin de bir sembolü olacak.”

Suriye’nin kuzeyindeki bir “güvenli bölge”ye askeri destek verilmesi, Almanya’nın, en başından beri Beşar Esad yönetimini devirmeyi ve yerine Batı kuklası bir yönetim geçirmeyi amaçlayan Suriye savaşına katılımında büyük çapta bir tırmanma anlamına gelecektir.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Suriye’de, esas olarak El Kaide’ye bağlı İslamcı milislere dayanan emperyalizm yanlısı muhalefetin oluşturulması sürecinde yoğun bir biçimde yer almıştı. Bakanlık, bu hedef doğrultusunda, hem Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ve Yeşillerin hem de Sol Parti’nin desteğini aldı.

400.000 sivilin yaşamına mal olan ve ülkenin büyük kısmını enkaz haline getiren bu operasyonun başarısızlığa uğramasının ardından, Alman hükümeti, şimdi de, hem Şam yönetimiyle hem de NATO ortağı olan Türkiye’nin yanı sıra İran’la ve nükleer silahlı Rusya’yla karşı karşıya gelmeyi kapsayan bir askeri maceraya dalıyor.

Şam, ülkenin egemenliğini büyük ölçüde kısıtlayacağı için, bu tür bir “güvenli bölge”ye karşı çıkıyor. Ankara, sınırında PKK’ye bağlı bir örgütün denetimi altında bir Kürt devletinin ortaya çıkmasını ne pahasına olursa olsun önlemek istemesinden dolayı, bu adıma karşı. ABD tarafından ekonomik olarak felç edilen ve yıkıcı bir savaş tehdidi altında olan Tahran, hem Şam hem de Ankara ile sıkı müttefik konumunda. Esad yönetimini askeri olarak destekleyen; Tahran ve Ankara ile sıkı bağları bulunan Moskova ise, Ortadoğu’daki Batı saldırısını, oldukça doğru olarak, Rusya’yı çevreleme stratejisinin parçası olarak görüyor.

Alman hükümetinin, Pompeo’nun bir “güvenli bölge” kurulmasına askeri destek talebini kabul etmesi durumunda, resmi propaganda makinesi, derhal, bu tür bir görevin yaşamları korumayı amaçlayan bir “insani eylem” ya da “bir diktatörlük rejimine karşı mücadele” olduğunu ilan etmeye başlayacaktır. Afganistan, Irak ve Libya savaşlarında izlenen yol buydu. Libya savaşı da bir “güvenli bölge” kurulması ile başlamış ve bu, daha sonra, ülkenin bombalanmasına ve Kaddafi yönetiminin devrilmesine bahane sağlamıştı.

Bu tür yalanlara hiçbir şekilde taviz verilmemelidir. Washington ve onun Berlin dahil olmak üzere Avrupalı müttefikleri, Ortadoğu’daki savaşlarında apaçık emperyalist çıkarların peşinde koşuyorlar. Petrolün, doğalgazın ve pazarların kontrolü, rakiplerinin bastırılıp zayıflatılması ve dünya gücü olarak kendi konumlarının güçlendirilmesi, bunlar arasındadır.

Beş yıl önce, Alman hükümeti, dönemin Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’ın sözcükleriyle, Almanya’nın, “dünya politikası konusunda kenardan yorum yapamayacak kadar büyük” olduğunu ve “dış politika ve güvenlik politikası konularına daha erken, daha kararlı ve daha esaslı dahil olmaya hazırlanmayı” amaçladığını ilan etmişti. O zaman beri, Berlin, silahlı kuvvetlerini ciddi ölçüde geliştirdi. Alman seçkinleri, günümüzün barut fıçısı Ortadoğu’da, bir Üçüncü Dünya Savaşı pahasına, hedeflerini gerçeğe dönüştürmenin bir fırsatını görüyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares