Adana’daki sel felaketi toplumsal eşitsizliği gözler önüne serdi

Geçtiğimiz günlerde Adana’daki şiddetli sağanak yağışlar afet boyutuna ulaşan su baskınlarına neden olurken, şehrin en kötü etkilenen bölgeleri işçi semtleri oldu.

Son 80 yılın en kuvvetli yağışlarının yaşandığı söylenen Adana’da metrekare başına 250 kilogramdan fazla yağış düştü. Yağışların sonucunda şehrin çeşitli yerlerinde su baskınları oldu, yollar ve araçlar su altında kaldı, pek çok evi su bastı, 12 bina hasar gördü, bir yol çöktü. Tarım alanları sular altında kaldı. Zararın boyutu milyonlarca lira ile ifade ediliyor.

Sel felaketinden en az etkilenen bölge, şehrin kuzeyindeki Çukurova ilçesi oldu. Üst ve orta sınıf kesimlerin diğerlerine kıyasla daha çok yoğunlaştığı bu ilçede çok büyük bir hasar olmazken, şehrin en yoksul bölgelerine sahip olan güneydeki Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde bulunan işçi semtleri en kötü etkilenen yerler oldu. Su baskınlarıyla birlikte yüzlerce gecekonduyu sel basarken, bu bölgelerde yaşayan insanlar komşularına, akrabalarına ve belediyelerin taziye evleri ile diğer tesislerine sığındılar. Kızılay selden etkilenenlere kıyafet, battaniye ve gıda kolisi yardımında bulundu. Herhangi bir can kaybı yaşanmaması, birbirinin yardımına koşan binlerce insanın başarısıdır.

Şehrin en yoksul bölgelerinin en kötü etkilenen yerler olması, kamu hizmetlerindeki sınıf ayrımının bir sonucudur. Çalışan işçilerin, işsizlerin ve sığınmacıların yoğunlukta olduğu bölgelerdeki altyapının yetersiz olduğu; ama gelir düzeyi yüksek bölgelerde daha gelişmiş bir altyapı bulunduğu artık herkesin gördüğü bir gerçek.

Hal böyleyken, burjuva siyaset kurumu kendi sorumluluğunu gizleme ve afeti fırsata dönüştürme telaşında. Adana Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin CHP’li, MHP’li ve AKP’li başkanları, sokaklarda kameralar önünde afetzedelere yardımcı olur görünür ve tesislerine sığınanlara çorba ikramında bulunurken, işçi semtlerine hizmet götürülmemesindeki sorumluluklarından elbette hiç söz etmiyorlar.

AKP hükümeti konuyla ilgili 41 milyon liralık bir hibe programı açıkladı. AKP sözcüsü Ömer Çelik, selden zarar gören 3.668 kişinin banka hesabına biner lira yatırıldığını duyurdu. Fakat evi ve arabası sular altında kalan pek çok kişinin maddi zararı bin liradan çok daha fazla. Sel felaketi hükümet tarafından yeni bir inşaat çılgınlığı için fırsat olarak görülüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, iki bin kentsel dönüşüm konutu inşa edeceklerini duyurdu. Onlar emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirmekle ilgilenmiyorlar. Sadece yeni bir kentsel rant peşindeler.

Adana’daki sel felaketi, burjuva siyaset kurumunun egemen sınıfın hizmetinde olduğunu ve işçi sınıfının yaşadığı koşullara kayıtsız olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bu durum kapitalizmin bir sonucudur. Dünyanın her bir köşesindeki doğal veya doğrudan insan eylemlerinin sonuçları olan felaketler yaşanıyor. Doğal alanlar, tarım alanları, şehirler ve tarihi eserleri korumak için büyük bütçe kesintilerinin sonucunda gerekli müdahaleler yapılamıyor ya da felaketlerin başlamadan engellenmesi sağlanamıyor.

2017’de Londra’da meydana gelen Grenfell Tower yangını, geçen yıl yaşanan Yunanistan’daki yangın felaketi, Paris’teki Notre-Dame Katedrali yangını, Endonezya’daki sel felaketi, bu yıl Trabzon’un Araklı ilçesindeki HES felaketi ve ABD’de sık sık yaşanan kasırga felaketlerinin hepsinin ortak noktası, birtakım sınıfsal meseleleri ortaya sermesidir. WSWS yazarı Niles Niemuth 2016’daki Matthew Kasırgası hakkında şu satırları yazmıştı:

Bitmek bilmeyen kaynaklar Amerikan ordusuna akıtılırken, temel altyapı, egemen sınıfın “hiç para olmadığı” iddiasıyla birlikte, fonlardan mahrum bırakılmış durumda. Bu, iğrenç bir saçmalıktır. Son 15 yılda savaşa heba edilen 5 trilyon dolar, ABD’deki tüm okulların, su tesisatlarının, köprülerin, toplu taşımanın ve diğer kritik altyapının 2020’ye kadar ihtiyaç duyduğu paradan fazlasını ödemeye yeter ve hala da geriye para kalırdı. Ve bu, şirket ve mali sektör seçkinleri tarafından tekel altına alınan devasa para miktarlarını içermemektedir.

Ve Niemuth’un da söylediği gibi;

Sosyalizm, kasırgaları sona erdirmeyecek; ancak, sosyal altyapıya büyük çaplı yatırım, dünya ekonomisinin akılcı ve örgütlü planlaması ve yoksulluğun ortadan kaldırılması, kasırgaların en yıkıcı sonuçlarını önleyecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir