ABD’nin Julian Assange’a karşı yeni suçlamaları, gazeteciliği suç haline getiriyor

ABD Adalet Bakanlığı, Perşembe günü, basın özgürlüğüne yönelik tarihi bir saldırıyla, WikiLeaks’in yayıncısı Julian Assange’a Casusluk Yasası’na göre 17 suçlama getirildiğini açıkladı.

Assange, ABD Anayasası’ndaki Birinci Değişiklik kapsamında korunan gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü için ABD hükümetinin zulmüne uğruyor. Suçlama, Assange’a karşı, “ulusal savunma ile ilgili belgelere izinsiz sahip olma, erişme ve onları kontrol altında tutma, isteyerek ve yasadışı bir şekilde, bu tür belgeleri internette yayınlayarak … haberleştirilmelerine, dağıtılmalarına ve onları alma yetkisi olmayan kişilere teslim edilmesine yol açma ve yol açmaya kalkışma” iddiasında bulunuyor.

Yeni suçlamalar, Assange’a karşı Nisan ayında yayınlanan, bilgisayar heklemesi ile ilişkili olan ve beş yıla kadar hapis cezası getiren önceki suçlamayı hükümsüz kılmaktadır. Bu, sadece, Ekvador hükümetinin Assange’ı Londra’daki büyükelçiliğinden çıkarmasına bahane sağlamak üzere açıklanmış bir kılıftı.

Yeni suçlamalar, toplam 170 yıla kadar hapis cezası getiriyor. Bununla birlikte, Assange’ın şu anda bulunduğu Britanya’daki hapishaneden ABD’ye iade edilmesi durumunda, ABD’li yetkililerin ona idam cezası getirecek ek suçlamalarda bulunmasının önünde hiçbir engel yok.

Assange’a yönelik kovuşturma, Amerikan egemen sınıfının Anayasa’daki Birinci Değişiklik’in içini boşatma ve demokratik hakları yürürlükten kaldırma yönelimine öncülük etmektedir. Eğer Assange mahkum edilirse, ABD ordu-istihbarat aygıtının yasadışı faaliyetlerini özetleyen belgelerin yayınlanması etkin biçimde suç oluşturacaktır.

WikiLeaks tarafından yayınlanan belgeleri sağlayan eski ordu istihbarat görevlisi Chelsea Manning, suçlamaları kınadı ve yönetim yetkilileri, “yasayı bir kılıç gibi kullanıyorlar ve devletin tüm gücünü, tam da bizleri bu tür aşırılıklardan koruması istenen kuruma karşı kullanma istekliliklerini gösteriyorlar,” dedi. Manning, Assange’a karşı davada büyük jüri önünde ifade vermeyi cesurca reddetmesinden sonra, mahkemeye itaatsizlikten hapse atılmıştı.

Dikkat çekecek bir şekilde, birçok suçlama, özellikle, ABD hükümetinin Guantanamo Körfezi’ndeki ve dünya genelinde bulunan başka yerlerdeki işkenceleriyle ilgili belgelerin elde edilip yayınlanması hakkında. Suçlamaya göre, Assange, “Küba, Guantanamo Körfezi’ndeki işleyiş ve sorgulama prosedürlerini; Guantanamo tutukluları ile ilgili belgeleri” ve “CIA’in tutukluları sorgulama videolarını” yayınlamaya uğraşmış.

Bu suçları işleyenler hiçbir ceza almadılar ve CIA’in şimdiki müdürü Gina Haspel’in durumu da dahil çoğu durumda, Amerikan devletinin en üst kademelerinde makamlara sahipler.

Assange’a yönelik suçlamayla birlikte, ilk kez bir gazeteci 1917 Casusluk Yasası’na göre suçlanmaktadır.

ABD’li savcılar, RAND Corporation uzmanı Daniel Ellsberg’i, Vietnam Savaşı üzerine iç raporların fotokopisini çekip, onları Pentagon Belgeleri adıyla basına dağıtmaktan, bu yasaya göre mahkum ettirmeye kalkışmışlardı. Başkan Nixon’ın Beyaz Saray’ı, Ellsberg’in belgeleri almakla yasayı ihlal ettiği iddiasına dayanarak, New York Times’ın (NYT) ve Washington Post’un (WP) belgeleri yayınlamasını durdurmaya çalışmıştı.

Yüksek Mahkeme, New York Times Co. – Amerika Birleşik Devletleri Davası üzerine 1971 yılındaki kararında, NYT’nin çalınmış belgeleri yayınlama hakkını savunmuş ve şunları belirtmişti: “Yalnızca özgür ve serbest bir basın, hükümet içindeki hileleri etkin biçimde açığa çıkarabilir. Ve özgür basının sorumlulukları arasında en önemlisi, hükümetinin herhangi bir bölümünün halkı kandırmasını ve onları yabancı ateş, yabancı mermi ve top ile ölmek üzere uzak diyarlara yollamasını önleme görevidir.”

Assange’ın “ulusal savunma ilgili belgeleri” yayınlamaktan kovuşturulması, hem bu kararı iptal ettirme, hem de gazetecilerin belgeleri yayınlamasını suç haline getirme girişimini temsil etmektedir.

New York Times, Perşembe gecesi, suçlamanın “Bay Assange’ı kovuşturma çabasında belirgin bir tırmanma” olduğunu belirten bir başyazı yayınladı. Gazete, şöyle devam ediyordu: “Bu, nesillerdir yapılan Amerikan gazeteciliği üzerinde dondurucu bir etkide bulunabilir. Bu, dosdoğru, kamuoyuna gerçekleri sunma becerisini” koruyan “Birinci Değişiklik’in temelini hedef alıyor.”

Başyazı, “dava artık ifade özgürlüğüne ve bununla birlikte, bizzat Amerikan demokrasisinin sağlamlığına yönelik bir tehdidi temsil ediyor,” sonucuna varıyor.

Ne var ki, son on yıldır, NYT’nin Assange’a yönelik zulüm hakkında yazdıkları, WikiLeaks’in yayıncısına yönelik kinci düşmanlıkla uzlaşma içindeydi. Aslında, gazete, Birinci Değişiklik’e yönelik saldırıyı eleştiren başyazıda bile, şu satırlarla ABD Adalet Bakanlığı’nın davasına destek vermektedir: “Bay Assange’ın karanlıkta kalan yöntemlerinde ve dürtülerinde rahatsız edici çok şey var.”

NYT, başyazının beraberindeki “haber” yazısında, Assange, “Rusya’nın seçimlere müdahalesinin bir aracına dönüştü” ve WikiLeaks, “Rusya’nın, Başkan Trump’ın seçilmesine yardımcı olma yönündeki örtülü çabalarının parçası olarak çaldığı, Demokratların e-postalarını yayınladı,” diye belirtiyor. Demokratik Parti ve medya tarafından yükseltilen Rusya karşıtı anlatı, hem Assange’a yönelik zulmü gerekçelendirmek, hem de internet sansürüne ve ifade özgürlüğüne yönelik diğer saldırılara çerçeve oluşturmak için kullanılmıştır.

Hem New York Times hem Washington Post, yıllarca, ABD hükümetinin Assange’a karşı düzmece kampanyasına ve uydurma cinsel saldırı iddialarına inandırıcılık sağlamaya çalıştı. Assange geçtiğimiz ay Britanya polisi tarafından Ekvador büyükelçiliğinden sürüklenerek çıkarıldığında, NYT, “Yönetim, Bay Assange’ı tartışmasız bir suçla itham ederek işe iyi koyuldu,” diye yazmış ve Beyaz Saray’ın davayı idare edişini takdir etmişti. WP de,“kişisel hesap verme sorumluluğu için çok geç kalmıştır,” dediği Assange’ın tutuklanmasını övmüştü.

NYT, haber yazısında, Assange “alışılagelmiş bir gazeteci değil,” diye belirtiyor. Evet, o “alışılagelmiş” değil, çünkü şirket medyasının yapmaya cüret edemediği şeyi yapıyor ve Amerikan devletinin suçlarını korkusuzca ifşa ediyor. Geçtiğimiz yirmi yılda, medya, New York Times’ın önderliğinde, kendisini ABD’nin bitmek bilmeyen savaşlarının savunucusuna ve propagandacısına dönüştürmüştür.

Bu gerçek, NYT’nin önceki editörü Bill Keller tarafından, 2010’da, şu sözcüklerle, böbürlenerek özetlenmişti: “Basın özgürlüğü, yayınlamama özgürlüğünü içerir ve bu, bizim bazı kurallara uygun biçimde kullandığımız bir özgürlüktür.” Assange ve az sayıda başka gazeteci, bu yoldan gitmeyi reddetmiştir.

Assange’a yönelik saldırıya katılanların tamamı (ona dava açan Trump yönetimi; ona yönelik zulmü destekleyip buna siyasi cephane sağlayan medya ve Demokratik Parti; tutuklanmasını veya susturulmasını gerekçelendiren üst orta sınıfın çeşitli sahte sol örgütleri), hem Assange’ın trajik durumunun, hem de Anayasa’daki Birinci Değişiklik’in ve bir bütün olarak demokratik hakların belirsiz durumunun sorumluluğunu taşımaktadır.

İşçi sınıfı, demokratik hakları savunabilecek tek toplumsal güçtür ve Assange’ı özgürleştirecek olan da, sosyalist bir perspektif temelinde harekete geçmiş işçi sınıfıdır. Julian Assange’ın ve Chelsea Manning’in özgürlüğü uğruna mücadelenin genişletilmesi ve bunun, dünya genelinde eşitsizliğe, savaşa, otoriter rejimlere ve kapitalist sisteme karşı büyüyen işçi mücadeleleri ile birleştirilmesi aciliyet arz ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir