ABD-Çin ticaret görüşmeleri kaldığı yerden devam ediyor

Üst düzey bir ABD heyeti, Çin hükümetinin önemli temsilcileri ile görüşmek üzere Pekin’e gidecek. Görüşmelerde, Trump yönetiminin, 200 milyar dolar değerinde Çin malına uyguladığı yüzde 10’luk gümrük vergisinin, 1 Mart 2019’dan sonra yüzde 25’e yükseltilip yükseltilmeyeceği karara bağlanabilir.

ABD heyetine Hazine Bakanı Steven Mhuchin ve ABD Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer başkanlık ediyor. Heyet, Başbakan Yardımcısı Liu He liderliğindeki Çinli yetkililerle görüşecek. Görüşmelerde, geçtiğimiz ayın sonunda Washington’da gerçekleşen görüşmelerde çözülemeyen sorunlar ele alınacak. ABD’nin Çin ekonomisinde yapılmasını talep ettiği “yapısal” değişiklikler ve herhangi bir anlaşmayı “yürürlüğe koyma” mekanizmaları görüşmelerin merkezinde yer alıyor.

ABD tarafından talep edilen değişiklikler arasında, Çin’de faaliyet gösteren ABD şirketlerinden iddia edilen “zorunlu teknoloji transferi”ni durdurmak için harekete geçilmesi (Pekin bunun varlığını reddediyor), bunun yanı sıra ABD’nin fikri mülkiyet haklarının “korunması” ve Çinli sanayilere devlet desteklerinin kesilmesi (ABD, bunun, “pazarın bozulması”na neden olduğunu söylüyor) var.

Geçen ayki görüşmelerde (özellikle, mali piyasaların görüşmelerde bir başarısızlık ihtimaliyle paniklememesini sağlamak için) bir noktaya kadar olumlu bir “tur” yaşanmış olsa da, ABD’nin başlıca talepleri konusunda oldukça az ilerleme kaydedildiği bildirildi. Geçtiğimiz Perşembe günü, piyasalar, Trump’ın sürenin dolacağı 1 Mart tarihinden önce Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmeyeceği haberi üzerine düştü.

Trump’ın Salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, görüşmelerde geçen kilit konulara önemli atıflar vardı. Trump, Demokrat Kongre üyelerinin dalkavukça desteğiyle, Çin ile bir anlaşma gerekliliği konusunda sadece genel koşullardan bahsettiği önceki konuşmalarından farklı olarak, “yapısal” meseleler konusuna özel atıfta bulundu.

Trump, ekonomi üzerine açıklamalarında, “en önemli önceliğimiz, on yıllardır süren feci ticaret politikalarını tersine çevirmektir. Yıllarca sanayimizi hedef aldıktan ve fikri mülkiyetimizi çaldıktan sonra, Amerikalıların işlerinin ve servetinin çalınmasının sona erdiğini Çin’e açıkça belirtiyoruz,” dedi.

Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e “büyük saygı duyduğunu” ve “artık bir anlaşma üzerinde çalıştıklarını” söyledi. Bununla birlikte, anlaşmanın, “haksız ticaret uygulamalarını sonlandırmak, kronik hale gelen ticaret açığını azaltmak ve Amerikalı işgücünü korumak için gerçek, yapısal bir değişikliği içermesi gerektiğini” vurguladı.

Ancak ABD’nin “gerçek, yapısal değişiklik” taleplerini karşılama yönündeki Çin anlaşması, Çinli kapitalist oligarşinin en önemli şey olarak gördüğü ama ABD’li rakiplerinin küresel ekonomik ve askeri egemenliklerine bir tehdit olarak algıladığı, Çin’in endüstriyel ve teknolojik gelişme programını tersine çevirmekten başka bir şey içermeyecektir.

ABD’nin koşulları geçtiğimiz Mayıs ayında Çin’e sunulan bir belgede sergilenmişti. Belge, Çin’in 375 milyar dolar olan ticaret fazlasını iki yıl içinde 200 milyar dolar azaltmasını, büyük sanayilere sağlanan sübvansiyonların ve diğer devlet desteğinin rafa kaldırılmasını ve ABD’nin uyguladığı gümrük vergilerine misilleme yapmamasını talep ediyordu.

Belgedeki şu önemli paragraf, onun diktatörce üslubuna işaret ediyor: “Çin’de mevcut yatırım kısıtlamaları ve Made in China 2025 sanayi planlarını da içeren, ABD’nin hassas olduğu teknoloji sektöründe devlet destekli yatırımlar göz önüne alınacak olursa, Çin,  ABD’nin bu hassas teknoloji sektörlerinde veya ulusal güvenliği için kritik önem taşıyan sektörlerde yatırımlarına kısıtlama getirmesine karşı çıkmayacağını doğrular.”

Bu hafta, Wall Street Journal, bu belge “görüşmelerin merkezinde olmaya devam etti,” diye yazdı.

Çin taleplerin bir kısmı üzerinde pazarlık etmeyi kabul ederken, Pekin yönetiminin diğer taleplerin ulusal güvenliğini tehdit ettiği için anlaşma kapsamı dışında olduğunu ilan ettiği bildirildi.

Wall Street Journal’ın atıfta bulunduğu ismi açıklanmayan bir yetkiliye göre, Washington’da ve Pekin’de yapılan daha ileri görüşmelerin ardından, Çin tarafı pazarlık edilemez maddeler listesini azaltmış olmasına rağmen, iki taraf da çıkmazda.

Talepler sorununun yanı sıra, Lighthizer’ın herhangi bir anlaşma için can alıcı olduğunda ısrar ettiği uygulama konusu var.

ABD, Çin’in, fikri mülkiyet haklarına ilişkin taleplerini yasal sistemi aracılığıyla karşılayacağı bir anlaşmayı kabul etmeyecek ya da Pekin’in devlet sübvansiyonlarını azaltacağının güvencesini vereceği bir anlaşmayı imzalamayacaktır. Washington, söz konusu önlemler konusunda herhangi bir gözetim mekanizmasına bir tür doğrudan katılım üzerinde ısrar etmektedir. Bununla birlikte, Şi yönetimi, ABD’nin Çin’in yasal sistemini ya da devletin ekonomik kararlarını “denetlemesini” kabul ederse, bu, Çin egemen seçkinleri içerisinde kabul edilemez bir ulusal egemenlik teslimiyeti olarak görülecektir.

Trump’ın Birliğin Durumu konuşması, ticaret cephesindeki diğer önlemlere de dikkat çekti. Trump, Kongre’yi, Almanya’ya düşman olduğu kadar önde gelen bir Çin karşıtı şahin olan Beyaz Saray Danışmanı Peter Navarro’nun hazırladığı yasa tasarını onaylamaya çağırdı. Bu tasarı, Trump’a, “gümrük engellerinin ya da gümrük tarifesi dışı engellerin” ABD tarafından uygulanandan daha yüksek olması durumunda, “başkan karar verdiğinde” ürünlere gümrük vergisi koyma izni verecek.

Trump, ayrıca, Kongre’yi, NAFTA ticaret anlaşmasının yerine geçen ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nı (USMCA) onaylamaya çağırdı. Anlaşmanın onaylanması, şu anda Temsilciler Meclisi’ni kontrol eden Demokratik Parti’nin ve Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi’nin bir kanadının muhalefeti nedeniyle uzuyor.

Avrupa ile yaşanan ticari anlaşmazlıklar, geçtiğimiz Temmuz ayında Trump ile Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker arasında yapılan anlaşma ile askıya alındı. İki taraf, ABD ile Avrupa Birliği’nin gümrük vergisi indirimleri ve diğer ticari engeller konusunda görüşmelerde bulunacağı konusunda anlaştılar. Anlaşma, ABD’nin Avrupa otomobillerine ve otomotiv ürünlerine “ulusal güvenlik” gerekçesiyle –muhtemelen yüzde 25’e varan– ağır gümrük vergileri uygulayacağı tehdidi altında yapılmıştı.

ABD Ticaret Bakanlığı, 17 Şubat’ta, otomotiv ithalatının ABD’nin ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturup oluşturmadığına ilişkin bir rapor yayınlamaya hazırlanıyor. Bu rapor, ABD’nin tarımın gümrük vergisi indirimlerine dahil edilmesi talebine direnen AB’ye karşı bir kaldıraç olarak kullanılabilir. Görüşmeciler, Temmuz anlaşmasının sadece düzenleyici reformlara ve otomotiv dışı sanayi malları üzerindeki ticari engellerin azaltılmasına uygulanmasında ısrar ediyorlar.

Geçtiğimiz ay, Trump’ın yakın müttefiki olarak nitelendirilen ABD Senatörü Chuck Grassley, başkanın, AB’yi Amerika’nın tarımsal ihracatını arttırmak için pazarlarını açmaya zorlayıcı bir araç olarak, otomotive gümrük vergisi koymaya eğilimli olduğunu belirtti.

Grassley, yaptığı bir açıklamada, gazetecilere, AB’nin otomotivde gümrük vergilerinden “çok korktuğunu” ve bu vergilerin, tarımda “Avrupa’yı pazarlığa ikna etme aracı” olabileceğini söyledi. O, şahsen gümrük vergilerinden yana olmadığını açıklarken, bunun Trump’ın Beyaz Saray’da olmasıyla “hayatın bir gerçeği” olduğunu ve gümrük vergilerinin “etkili bir araç” olabileceğini belirtti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares