24 Haziran seçimlerinin öngününde:
Erdoğan yeni entrikalara ve büyük bir baskıya hazırlanıyor

Yazdır

24 Haziran’daki devlet başkanlığı ve milletvekili erken seçimlerinin öngününde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti, hem içeride hem dışarıda Kürt milliyetçilerine yönelik hükümet baskısını yoğunlaştırırken, muhaliflerine karşı yeni entrikalar hazırlıyor.

Erdoğan’ın sinsi entrikalarının en son örneklerinden biri, AKP’nin yerel örgütlerine, Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) yüzde 10 barajının altında tutmak için seçmen listelerini “markaja alma” talimatı verdiğini gösteren sızmış bir videonun sosyal medyada yayınlanmasıyla açığa çıktı.

Eğer HDP meclise girmek için gerekli yüzde 10’un altında kalırsa, bu, Türkiye’nin Kürt nüfusu yoğunluklu bölgelerinde ikinci parti olduğu için, AKP’ye TBMM’de fazladan en az 50-60 sandalye getirecek.

Söz konusu videolar, AKP’nin İstanbul’un Topselvi Mahallesi Başkanı Ahmet Öztürk tarafından, 9 Haziran’da parti merkezinde yapılan kapalı bir toplantı sırasında çekilmiş ve onun Facebook hesabında yayınlanmış. Videolar, Öztürk ilk paylaşımını sonradan silmiş olmasına karşın, sosyal medyada “Biz’ler Tek’ten Güçlüyüz” (Erdoğan’a bir gönderme) adlı bir Facebook hesabı tarafından paylaşıldı.

Bir videoda, Erdoğan, partisinin mahalle başkanlarına şunları söylüyor: “Arkadaşlar, HDP üzerinden parti teşkilatımızın çok farklı çalışma yapması lazım. Bunu dışarıda konuşmam. Burada sizlerle konuşuyorum. Niye sizlerle konuşuyorum? Çünkü, onların baraj altı kalması demek, bizim durumumuzun çok daha iyi bir noktaya gelmesi demektir.”

Erdoğan, ayrıca, partisinin kadrolarına, her ilçede seçmenleri “markaja alma” talimatı vererek şunları söylüyor: “Çünkü siz kim kimdir bunu biliyorsunuz. Mahalle temsilcilerimiz zaten kimin kim olduğunu bilmiyorsa bu görevi bıraksın. Alacaksınız sandık seçmen listesini, bakacaksınız kim kimdir ve buna göre de onlar üzerinde özel bir çalışma yapmanız inanıyorum ki bize çok farklı bir netice getirebilir.”

Aynı toplantıdan bir başka kısa videoda, Erdoğan, kadrolarından, “İstanbul’da başlamadan işi bitirmiş” olmak için sandık kurullarında AKP çoğunlukları sağlamalarını istiyor ve AKP’nin tek parti hükümeti kurmak için gereken çoğunluğu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimlerine atıfla, “Bakın, bir 7 Haziran yaşamamalıyız.” diye ekliyor.

HDP, 14 Haziran’da resmi Twitter hesabından, Erdoğan’ı şu sözlerle ağır biçimde eleştirdi: “AKP Genel Başkanı Erdoğan açıkça suça teşvik ediyor. HDP’yi baraj altında bırakmak için hile ve baskıyla oylarımızı çalmayı planlıyor.”

Diğer taraftan, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), TBMM’de bir AKP çoğunluğunu engellemek için HDP’nin yüzde 10’u aşmasından nasıl emin olabileceği sorunu üzerine kafa yoruyor. CHP, aynı zamanda, devlet başkanlığı seçimlerinin beklenen ikinci turunda Kürt seçmenleri kazanmaya uğraşıyor. HDP’nin hapisteki adayı Selahattin Demirtaş’ın ikinci tura kalma şansı neredeyse yok.

CHP’nin, meclis seçimlerinde HDP’ye destek verme karşılığında devlet başkanı adayı Muharrem İnce’yi desteklemeleri için Kürt milliyetçileriyle bir anlaşmaya vardığı yönünde çok sayıda işaret var.

Ancak bu hiç de kolay değil. Her ne kadar CHP Kürtlerin demokratik haklarının bir savunucusu rolü yapıyor ve İnce ağırlıklı olarak Kürt nüfuslu bölgelerde anadilinde eğitim, barış ve ekonomik kalkınma projeleri üzerinde duruyor olsa da, Kürt işçilerinin ve gençlerinin geniş kesimleri CHP’ye güvenmiyor ve bunun haklı nedenleri var.

CHP, Kürtlere yönelik katliamları içeren uzun acımasız baskı sicilinin yanı sıra, AKP’nin Kürt halkına yönelik hem içeride hem de dışarıdaki baskısının başlıca destekleyicilerinden biridir.

CHP, mecliste, Irak ile Suriye’de “ayrılıkçı terör” (yani Kürt milliyetçiliği) ile mücadele örtüsü altında sürmekte olan istilalara ve askeri operasyonlara yasal bir zemin sağlayan, yurtdışında askeri güç kullanma yönündeki tüm hükümet tezkerelerini coşkuyla desteklemiştir.

CHP, Mayıs 2016’da, AKP’nin teklif ettiği ve bir CHP’li, 11 HDP’li milletvekilinin dokunulmazlığını kaldıran ve hapse atılmalarına yol açan anayasa değişikliği lehine oy vermişti. HDP’nin eski eş genel başkanı ve şimdiki devlet başkanlığı adayı Demirtaş, bu destek yüzünden Kasım 2016’dan beri hapiste.

7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından, CHP, 4.000 kişinin ölümüne, 10.000’den fazla kişinin hapse atılmasına ve 200.000 dolayında insanın evini terk etmeye zorlanmasına yol açan Kürt kentlerine ve kasabalarına yönelik aylar süren şiddetli askeri operasyonlara gözlerini kapattı. O, bunun yerine, AKP ile bir koalisyon hükümeti kurma görüşmeleri yaptı.

Bununla birlikte, CHP, Erdoğan ve AKP ile suç ortaklığında yalnız değildi. Erdoğan 2015’te PKK ile sözde “barış süreci”ni sona erdirmeye ve Kürt milliyetçilerini ezmeye karar verene kadar, HDP, AKP’nin işçi sınıfı karşıtı, emperyalizm yanlısı politikalarının önemli bir destekleyicisiydi. HDP, Ağustos 2015’te, Kürt kasabalarındaki kanlı askeri operasyonlar sırasında, AKP önderliğindeki “seçim hükümeti”ne katıldı.

Hem CHP hem de HDP, Erdoğan’ın diğer bütün NATO ve Avrupa Birliği (AB) yanlısı muhalifleri gibi, 15 Temmuz darbesi sırasında bekledi ve ancak darbenin başarısızlığı açık hale gelince boş kınama açıklamaları yaptı. CHP ve HDP, bir burjuva “Hayır” kampanyasına önderlik ettikleri 16 Nisan 2017’deki anayasa referandumunun ardından, oylama yolsuzluğuna ilişkin yaygın iddialara yönelik halk öfkesini yatıştırmaya çalıştı. AKP hükümeti ne zaman işçi sınıfı karşısında zor duruma düşse ve kitlesel protestolar patlasa, bu iki parti ve onların sendikacı destekleyicileri milliyetçi anlaşmazlıklarını bir kenara koyup işçileri ve gençleri bu hareketlere katılmaktan vazgeçirmek için el ele vermişlerdir.

CHP ile HDP arasındaki bu işbirliğinin altında, onların, sosyal demokrat ve işçi partilerinin “Sosyalist Enternasyonal”ine üyeliklerinde ifadesinde bulan emperyalizm (NATO/AB) yanlısı konumları ve işçi sınıfına amansız düşmanlıkları yatmaktadır.

Erdoğan’ın burjuva muhalifleri, Ortadoğu’nun emperyalist paylaşımındaki yağmadan bir pay almak için, Türkiye egemen sınıfının çıkarlarını Ankara’nın NATO ile AB’deki geleneksel müttefikleriyle sıkı işbirliği içinde savunmak üzere güçlerini birleştirirken, sahte sol partiler ve örgütler onları demokrasi ve barış savunucuları olarak sunma çabalarını arttırıyorlar. Hali vakti yerinde orta sınıfın bu siyasi temsilcileri, bu çabalarının karşılığında, HDP’nin milletvekili adayları listesinde yerler elde ettiler.

İçeride seçimlerin nasıl kazanılacağı üzerine ikiyüzlü vaatlerin, gizli anlaşmaların ve sinsi entrikaların ortasında, Bağdat ve Tahran ile sıkı işbirliği içinde PKK’nin Kandil Dağları’ndaki kalesine yönelik bir askeri istilaya hazırlanan AKP hükümeti, bu örgüte karşı askeri operasyonlarını daha da tırmandırıyor.

Türk ordusunun hem içeride hem Kuzey Irak’ta artan askeri operasyonlarına paralel olarak, İran’daki İslamcı Devrim Muhafızları da, ülkenin batı ve kuzeybatı sınırı bölgelerinde Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’ne (PJAK) karşı savaşını yoğunlaştırmış durumda. 2000’lerin başından beri silahlı bir mücadele yürüten PJAK, Türkiye’deki PKK ile bağlantılı Kürt milliyetçisi bir parti.

Bu arada, Ankara, söylendiğine göre, Trump yönetimiyle, ABD’nin Suriye’deki başlıca vekil gücü olan Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Fırat Nehri’nin batı yakasında bulunan Menbiç kasabasından çekilmesi konusunda bir “yol haritası” üzerinde anlaşmaya vardı. Basında yer alan haberlere göre, Ankara ile Washington, 4 Temmuz’da başlayacak, 90 gün içinde sona erecek ve Menbiç’teki bir yerel yönetim kurulmasını içerecek bir süreç konusunda anlaştı.

Türk ordusu, ABD yanlısı Kürt milliyetçisi güçlerin Suriye’de bir Kürt devleti ya da özyönetim kurmasını engelleme amacıyla, önce 24 Ağustos 2016’da “Fırat Kalkanı Harekatı”nı başlatmış; onu, Ocak 2018’de “Zeytin Dalı Harekatı” izlemişti. Erdoğan, aynı zamanda, Washington’ı, kendi otoriter yönetimi altındaki Türkiye’nin Suriye’deki ABD politikası için hala yaşamsal olduğuna ikna etmeye çalışıyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares