2019’da onlarca hükümet protestoları durdurma umuduyla interneti kesti

Bütün dünyada hükümetler, siyasi protesto ve grevlerde yaşanan küresel kabarmanın ortasında, halk muhalefeti dalgasını durdurmak için her şeyi göze alarak interneti kapatıyor.

Access Now’un ilk verilerine göre, 2019’da, büyük olasılıkla, internet daha önceki her yıldan daha fazla kasten kapatıldı. Son dört yıl içinde dünyadaki ülkelerin dörtte birinden fazlası interneti kapattı.

2019’da, aralarında Hindistan, Sri Lanka, Rusya, Sudan, Endonezya, Irak gibi ülkelerin bulunduğu en az 29 ülkede internet erişimi kasten engellendi.

Hindistanlı işçiler, Yurttaşlık Değişikliği Yasası’na karşı Yeni Delhi’de düzenlenen bir protesto sırasında polis barikatının önünde slogan atıyor [Kaynak: AP Photo/Altaf Qadri]  

2011’de Tunus’ta meydana gelen ayaklanmadan beri (bu, ülkedeki egemen sınıfın yolsuzluğunu ifşa eden belgeleri yayımlamasından dolayı bir “WikiLeaks devrimi” olarak adlandırılmıştı), hükümetler, interneti, giderek artan oranda, halk kitleleri tarafından grev, protesto ve gösteri düzenlemek için kullanılan bir tehdit olarak görüyor. Son aylarda, işçiler ve gençler, Şili, Lübnan, İran, Irak, Ekvador, Honduras, Haiti, Mısır ve Cezayir’de kitlesel gösteriler düzenlemek için sosyal medyayı kullandılar.

Geçtiğimiz hafta, Hindistan’daki polis yetkilileri, Modi hükümetinin Hindu üstünlükçüsü yurttaşlık yasasına karşı düzenlenen halk protestoları dalgasına karşılık Yeni Delhi’nin bazı bölgelerinde internete erişimi kestiler.

Modi hükümeti, halkın geniş kesimlerini etnik ve mezhepsel ayrımların ötesinde harekete geçiren gösterilere, onlarca kişinin ölümüne yol açan bir baskıyla ve ülkenin büyük kısmında fiilen sıkıyönetim ilan ederek karşılık verdi.

Hindistan, bu yıl interneti 104 defadan fazla kesti. Bu, 2014’teki rakamın en az altı katı. Bunlardan en öne çıkanı, Cemmu ve Keşmir’de 135 gündür devam eden internet kesintisi. Bu, resmen “demokrasi” olarak adlandırılan bir ülkede şimdiye kadar meydana gelen en uzun süreli kesinti.

Keşmir Vadisi’nde devam eden internet kesintisi, yedi milyondan fazla insanı etkiliyor ve onların uzaktaki aileleriyle iletişim kurmalarından iş başvuru yapmalarına kadar en sıradan şeyleri yapmalarını olanaksız kılıyor.

Keşmir’deki uygulama, Hindistan’ın Müslüman çoğunluklu tek eyaletinin yarı özerk statüsünün yasadışı bir şekilde yürürlükten kaldırılmasına yönelik muhalefeti bastırmayı amaçlıyordu. Bu anayasa darbesi, bölgeye on binlerce ek güvenlik gücü konuşlandırılması ve binlerce kişinin herhangi bir suçlama olmadan tutuklanması ile hayata geçirildi.

Access Now, son yıllık raporunda, hükümetlerin interneti kapatma nedenleri hakkında rutin olarak yalan söylediklerine dikkat çekiyor: “Hükümetler ‘kamu güvenliği’nden söz ederek interneti kestiklerinde, gerçekte, yetkililerin protestolardan korktuğu ve halkın, ister çevrimiçi ister çevrimdışı olsun, örgütlenme ve kendini ifade etme becerisini sınırlamak için interneti kestiği, gözlemciler için sıklıkla apaçık ortadadır.”

Rapor, “Yetkililer ‘aldatıcı haberler’den, söylentilerden ya da nefret söyleminden bahsettikleri zaman,” aslında çoğu kez protestoları engelleme ve seçimleri kontrol etme peşinde koşuyorlar, diye ekliyor. “Görünen o ki, bu tehditleri günah keçileri olarak kullanan hükümetler, siyasi anlatıyı biçimlendirmek ve bilgi akışını denetlemek için kesintileri sonuna kadar kullanıyorlar.”

Büyük kapitalist devletlerde apaçık internet kesintileri nadir olsa da, “kamu güvenliği”ni sağlamak ve “aldatıcı haberler”i engellemek gibi aynı sahte argümanların birçoğu, istihbarat kurumları yararına hareket eden büyük şirketler tarafından bir toplu sansür aygıtı oluşturmak için kullanılıyor.

2017’de, Google, arama algoritmasında bir dizi değişiklik yapıldığını duyurdu. Şirket içinde “Baykuş Projesi” olarak adlandırılmış olan değişiklikler, “aldatıcı haberler” ile mücadele bahanesiyle, solcu, savaş karşıtı ve ilerici web sitelerine yönelik arama trafiğini çarpıcı biçimde azalttı.

Bu yıl Wall Street Journal tarafından yapılan bir araştırma, Dünya Sosyalist Web Sitesi tarafından suçlamaları doğruladı. Google, kullanıcılarının arama sonuçlarında erişmesini istemediği web sitelerine kara liste uyguluyordu. Milyonlarca takipçisi olan solcu siyasi hesapları ve sayfaları “yapay” oldukları gerekçesiyle kapatan Facebook ve Twitter da Google’ın izinden gitti.

Trump yönetiminin Federal İletişim Komisyonu da, özel şirketlere siyasi konuşmaları istedikleri zaman sansürleme ve bunlara müdahale etme hakkı vererek ağ tarafsızlığının içini boşaltma yönünde ilerliyor.

Almanya, geçtiğimiz yıl, NetzDG yasasını kabul etti. Yasa, “yasadışı içeriği” kaldırmayan internet şirketlerini para cezasıyla tehdit ediyor ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yazdığı gibi, “özel şirketleri istekli sansürcüler” haline getiriyor.

İspanyol hükümeti, devlete, dijital iletişimi, internet altyapısını ve uygulamaları istediğinde mahkeme kararı olmadan kapatma izni veren bir yasayı geçiriyor. Yasa, geçtiğimiz yıl Fransa’da kabul edilen benzer bir önlemi takip ediyor. Fransa’daki yasa, “doğrulanabilir bilgi sağlamadan herhangi bir iddiayı yaymaya ya da bir olgu göstermeye” büyük para cezası getiriyor.

Eleştirel siyasi görüşlerin yayılmasını engelleme çabaları, bu sert sansür önlemlerinin bile ötesine geçiyor.

Britanya hükümeti, Trump yönetiminin emri ve Demokratik Parti’nin tam desteğiyle, WikiLeaks yayıncısı Julian Assange’ı hapsedip tecrit ediyor. BM insan hakları uzmanı Nils Melzer, Assange’ın tutulduğu koşulları işkenceden farksız olarak adlandırıyor.

ABD, ifşaatçı Chelsea Manning’i de suçlama olmadan hapiste tutuyor. Bu her iki cesur insan da, ABD hükümetinin suçlarını dünyaya anlattıkları için zulüm görüyor.

Tüm bu önlemler, siyasi muhalefetin küresel ölçekte yükselmesiyle kendilerini kuşatılmış hisseden, halkın geniş kesimleri tarafından tutulmayan kapitalist hükümetlerin intikamcı eylemlerini temsil etmektedir. Bu yıl, bu gizil muhalefet, bir dizi kitlesel gösteri biçiminde patlak verdi. Bu durum, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) tarafından “Önderliksiz Devrim Çağı” olarak adlandırıldı.

CSIS uzmanı Samuel Brannen, şunları yazıyordu: “Bu uyanış, gezegenin yarısından fazlasının -4 milyar insanın- artık internete bağlı olduğu dijital bilgi çağı eliyle derinleştiriliyor. Sadece Facebook, 2,4 milyar aktif kullanıcıya sahip. Ve kullanıcılar arasındaki en popüler başlıklardan biri, politika… İnsanların yerel ve küresel düzeyde iletişim kurma ve başka yerlerdeki olaylarla kıyaslamalar yapma ve onlardan ilham alma yolları eşsiz. Bireylerin iletişim kurma, ilham alma ve milyonları sokaklarda koordine etme becerisi benzersiz.”

Tüm dünyadaki kapitalist hükümetler, insan toplumu için sınırsız umut vaat eden bu iletişim devrimini, varoluşsal bir tehdit olarak görüyorlar. Yakın dönemde yapılan bir araştırmanın gözlemlediği gibi, “Artık, internetin zararlarının yararlarından potansiyel olarak daha fazla sonucu olduğu gibi jeopolitik bir öncül var.”

Washington’dan Yeni Delhi’ye ve oradan Madrid’e kadar dünyanın her yerinde toplumlara egemen olan yozlaşmış kapitalist oligark klikleri toplum içinde artan karşılıklı bağlılıktan korkuyla irkilirken, internet iletişimi dahil ifade özgürlüğü, sorunlarını dile getirmek ve siyasi olarak örgütlenmek isteyen işçiler ve gençler açısından yaşamsaldır.

Tüm dünyada toplumsal mücadele içine giren işçiler ve gençler, toplumsal hakları savunma, eşitsizliği ortadan kaldırma ve kapitalist sistemi yıkma mücadelesine ayrışmaz biçimde bağlı olan ifade özgürlüğünü savunmaya ve Assange ile Manning gibi siyasi tutsakların özgürlüğünü sağlamaya girişmeliler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir