Sanders kampanyasının siyasi dersleri

Paylaş

Vermont Senatörü Bernie Sanders, Perşembe gecesi destekleyicilerine yaptığı konuşma ile birlikte, Demokratik Parti başkanlık adayı kampanyasını sona erdirme sürecini başlattı. Sanders, henüz olası aday Hillary Clinton’ı resmen desteklemiş değil. Ama o, destekleyicilerine, önümüzdeki beş ay boyunca “başlıca siyasi görev”in Donald Trump’ı yenilgiye uğratmak olduğunu anlattı ve bu amaca ulaşmak için Clinton ile yakın çalışma içinde olacağı konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmadı.

Sanders Mayıs 2015’te adaylığını açıkladığında, “ülkeyi ekonomik, siyasi, toplumsal ve çevresel olarak dönüştürmek için bir siyasi devrim” çağrısı yapmıştı. Sanders, “milyarder sınıf”a yönelik suçlamalar ve toplumsal eşitsizlik konusu üzerine odaklanma temelinde, hem kendisinin hem de Demokratik Parti önderliğinin öngörmüş olduğundan çok daha fazla destek elde etti. Demokratik Parti ön seçimleri sürecinde, kendisini “demokratik sosyalist“ olarak tanımlayan bu kişi, ağırlıklı olarak düşük gelirli seçmenler, özellikle de gençler arasında, 12 milyon dolayında oy aldı.

Sanders’a olan destekte açığa çıkan kapitalizm karşıtı duyarlılık egemen sınıfı ürküttü. Amerikan işçilerinin ve gençlerinin sosyalizme yakınlık duyması, milyonlarca insan tarafından bir savaş kışkırtıcısı, Wall Street’in uşağı ve statükonun destekçisi olarak görülen Clinton’a yönelik nefret ile birlikte, Clinton’ın kampanyası için, onun başkanlık adaylığı planını neredeyse bozan büyük bir siyasi krize yol açtı.

Bununla birlikte, Sanders, şimdi Clinton’ı resmen desteklemeye hazırlanırken, kendi “siyasi devrim“inin anlamını ve amacını ortaya koymaya zorlanıyor. Perşembe günkü konuşma, Sanders’in siyasi kampanyasına en başından beri yol gösteren siyasi stratejinin son derece açık bir şekilde ayrıntılandırılmasıydı. “Gerçek değişim” dedi Sanders, “hiçbir zaman yukarıdan aşağıya doğru gelmez… O her zaman aşağıdan yukarıya gerçekleşir… Bizim başlatmaya yardımcı olduğumuz siyasi devrim budur.“

O, konuşmasını, bu “aşağıdan yukarıya” devrimin hedefinin Trump’ı yenilgiye uğratmak, Demokratik Parti’nin Ulusal Kongresi’nin “tarihteki en ilerici siyasi programı kabul etmesi”ni sağlamak, bir “50 eyaletlik strateji” geliştirmek olması gerektiğini söyleyerek sürdürdü. Böylece Demokratlar ülkenin dört bir yanında kazanacak ve Sanders’in destekleyicileri Demokratik Parti’ye akın edecekti.

Başka sözcüklerle ifade edersek, “siyasi devrim”, sonuçta, dünyadaki en eski kapitalist partiyi ilerici bir değişim ve toplumsal eşitlik partisine dönüştürmeye çabalamak anlamına gelmektedir. Sanders, destekleyicilerine, “Demokratik Parti’yi dönüştürmek, onun, zengin kampanya bağışçılarının değil çalışanların ve gençlerin partisi haline gelmesi için sekreter Clinton ile birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.” dedi. O, bu görevin kuşaklar süreceğini söyledi (“Amerika’nın uzun ve zorlu bir dönüştürülme süreci”).

Sanders’ın, Demokratik Parti’nin sola doğru kaymasını teşvik ettiği ve onun kampanyasının bunun başlangıcına işaret ettiği düşüncesi bir aldatmacadır. Bunu, hiç bir şey, onun desteklemeye hazırlandığı adaydan daha iyi sergileyemez.

Clinton, ABD tarihinde, büyük partilerin adayları arasında en yaygın şekilde küçümsenenlerden biri, rüşvetin ve yakınları kayırmanın kişileşmiş halidir. O, eski başkan eşi ile birlikte, yalnızca Demokratların her zamankinden daha sağa kaymasında Demokratik Parti kurumunun on yıllarca başrol oynayan bir dayanak noktası değildir. Her iki Clinton da, Cumhuriyetçi Parti kesimlerini serbest piyasa ve savaş yanlısı politikalar temelinde çekmek amacıyla 1985 yılında oluşturulmuş Demokratik [Parti] Önderlik Konseyi’nin (DLC) önde gelen üyeleriydi. Bu, Demokratik Parti’yi, Franklin Roosevelt’in başkanlığından ve Yeni Düzen’inden itibaren ilişkilendirilmiş olduğu sosyal reform politikalarından bütünüyle koparma yönündeki bir çabanın parçasıydı.

Bill Clinton, 1992’de başkan seçilmesinden önce, DLC’nin başkanıydı. O, ABD başkanı olarak, sosyal yardımın ortadan kaldırılmasına, Glass-Steagall bankacılık düzenlemelerine son verilmesine, sözleşmeli [özel] okulların yayılmasına, demokratik haklara yönelik güvenlikçi saldırılara, Irak’a yönelik yaptırımlara ve bombardımana ve Sırbistan’a karşı savaşa başkanlık etti. Hillary Clinton, hem Wall Street hem de ordu-istihbarat aygıtı ile bağlarını güçlendirmekte yararlandığı (Irak’ın 2003’te istilasına lafını sakınmadan destek vermesi dahil) New York senatörlüğü dönemi boyunca, DLC’nin başlıca önderlerinden biriydi.

Obama yönetiminde dışişleri bakanı olarak Suriye’de bir “uçuşa yasak bölge“ ve Beşar Esad’a yönelik daha saldırgan önlemler, ABD ile Rusya arasında hızla bir savaşa yol açabilecek eylemler çağrısı yapan Clinton, Demokratik Parti dış politika kurumunun sağ kanadında yer aldı. O, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanmış en büyük sığınmacı krizine yol açmış olan Libya’nın yıkımından ve Ortadoğu’daki tüm felaketlerden doğrudan sorumludur.

Clinton, şimdi, Demokratik Parti’yi “çalışanların ve gençlerin partisi“ne dönüştürmede Sanders’in müttefiki olacak!

Sanders’ın kampanyası, birçok bakımdan, Jesse Jackson, Dennis Kucinich, Al Sharpton, Howard Dean hatta -2008’de seçilmesi Amerikan politikasında köklü bir değişimi başlatacağı varsayılan “dönüştürücü“, “umut ve değişim” adayı- Barack Obama gibi önceki “solcu” ve “başkaldıran” Demokratik Parti adaylarının ve politikacılarının kampanyasını yansıtmaktadır. Demokratik Parti üzerinde siyasi simya gerçekleştirmeye yönelik bu önceki önerilerin sonuçları ortada.

Bununla birlikte Sanders, muhalefeti Demokratik Parti’ye yedekleme işini, çok daha patlayıcı koşullar altında yerine getirmeye çalışıyor. Toplumsal eşitsizliğin büyümesi ve işçiler ile gençlerin yaşam koşullarının kötüleşmesi (özellikle 2008 mali erimesinden bu yana geçen yaklaşık 8 yılda), devasa düzeyde bir toplumsal ve siyasal hoşnutsuzluğa yol açmış durumda.

Sanders sahneden çekilirken, Demokratik Parti ve medya, hızla, her zamankinden daha saldırgan bir şekilde ırk, cinsiyet ve cinsel yönelim politikalarını teşvik ederek, onun destekleyicilerini harekete geçiren sınıfsal sorunları bastırmak üzere harekete geçiyor. Buna, Cumhuriyetçi Parti ile ordunun, Trump’ın başkanlığının Amerikan emperyalizmi üzerindeki olası sonuçlarından kaygılanan kimi kesimlerine yönelik, Clinton’ı destekleme çağrıları eşlik ediyor.

Ne var ki, Sanders’e olan desteğin altında yatan nesnel etmenler ortadan kalkmayacak. ABD’deki iki partili sistem parçalanmaya başlıyor. ABD’de ve uluslararası düzeyde sınıf mücadelesinin canlandığının açık işaretleri söz konusu ve bunlar, yaşanacakların yalnızca soluk işaretleridir. Kasım ayında kim kazanırsa kazansın, ekonomik krizin ve demokratik egemenlik biçimlerinin hem ABD’de hem de uluslararası ölçekte çökmesi ile kesişen ve onu yoğunlaştıran yeni ve daha kanlı savaşlar planlanmaktadır.

Bizi bekleyen şeylere hazır olmak için, Sanders kampanyası deneyimini özümsemek ve ondan uygun siyasi sonuçları çıkarmak gerekiyor. Bu, bir Sanders meselesi değildir (o, nihayetinde, beş para etmez burjuva politikacılarından biridir); bu, karşı karşıya olunan krize, işçi sınıfı kapitalist sisteme doğrudan meydan okumadan bir çözüm bulmayı uman bütün bir faydacı politikalar meselesidir.

Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP), Sanders’ın kampanyasının gidişatını önceden görmüştü. Çünkü biz, bilimsel, tarihsel olarak ayakları yere basan; siyasi eğilimlerin ve bireylerin kendileri hakkında söylediklerinden değil ama onların tarihlerinden, programlarından ve temsil ettikleri sınıfsal çıkarlardan hareket eden Marksist çözümlemeyi esas alıyoruz.

İşçi sınıfı için ileriye giden tek yol, gerçek devrimci politika; Demokratik Parti’yi destekleyen bir “siyasi devrim” değil ama kapitalist sistemi yıkacak sosyalist bir devrim üzerine kuruludur. Sosyalist Eşitlik Partisi, işçi sınıfının, egemen sınıfın bütün partilerinden ve hiziplerinden bağımsız olarak; ABD’de ve uluslararası ölçekte işçi iktidarı ve şirketler ile bankaların emekçilerin demokratik denetimi altında kamu mülkiyetine geçmesi uğruna mücadele etmesine yönelik sosyalist bir program temelinde örgütlenmesine öncülük ediyor.

SEP’in ve onun adayları Jerry White ile Niles Niemuth’un başkanlık seçimlerine katılmasının amacı, işçi sınıfı içinde sosyalist bir siyasi önderliği inşa etmektir. Bütün işçileri ve gençleri, kampanyamızı desteklemeye ve Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılmaya karar vermeye çağırıyoruz.

20 Haziran 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir