Fiat Chrysler onayının ardından: Otomotiv işçileri için ileriye giden yol

Birleşik Otomotiv İşçileri sendikasının (UAW), Fiat Chrysler (FCA) ile toplu sözleşmenin FCA işçilerinin çoğunluğu tarafından onaylanmış olduğunu ilan etmesi, işçi sınıfı karşıtı şirket-sendika-hükümet komplosuna karşı mücadelenin bir sonraki turuna zemin hazırlamaktadır.

UAW’nin herhangi bir oy sayısı yayınlamaması doğal olarak şüpheli olmakla birlikte, işçiler tarafından ezici bir çoğunlukla reddedilen ilk önerilen sözleşme ile ikincisi arasında açık bir kayma söz konusuydu. Bu, anlaşmanın koşullarındaki önemli bir iyileştirmeden kaynaklanmıyordu. İkinci toplu sözleşme, şirketin, iki kademeli ücret ve yan ödeme sistemini genişletme ve eski, daha yüksek ücretli işçilerin çıkarılması yoluyla otomotiv işçilerinin taban ücretinin kalıcı olarak düşürülmesi dahil olmak üzere, ana hedeflerini korumaktadır. Bu sözleşme, aynı zamanda, ilk anlaşmada yer almayan, düşük ücretli işçilerin oranını iki katına çıkarmak gibi yeni tavizleri içermektedir.

Onay oyu, UAW tarafından yürütülen ve şirketler, şirket medyası ve hükümet tarafından desteklenen kapsamlı bir yalan ve gözdağı kampanyasının ürünüdür. “Evet” oyu veren binlerce işçi, UAW’nin New York merkezli Halkla İlişkiler firması BerlinRosen tarafından organize edilen aldatma kampanyasına inanmıyordu. Onlar, UAW aracılığıyla daha iyi bir anlaşma elde edebileceklerine hiç güvenmedikleri için, kokuşmuş bir anlaşma olduğunu bildikleri bir şeye oy verdiler. Onlar, alternatif bir perspektifin ve örgütlenmenin yokluğunda, UAW’nin ekonomik şantajı ve iş kaybı tehditleri karşısında savunmasızdılar.

Sözleşmenin onaylanması, tabandaki işçilerin geçtiğimiz ay, UAW’nin desteklediği bir ulusal toplu sözleşmeyi ezici çoğunlukla hayır oyu vererek engellemeleri tarihsel gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır (1982’den beri, bu tür ilk toplu sözleşme reddi). “Hayır” oyu, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sınıf mücadelesinin yeniden ortaya çıkmasının, sendikalara karşı başlangıç aşamasında bir başkaldırı biçimini alan bir ilk dışavurumuydu.

İşçi sınıfı içinde büyüyen derin öfke, er ya da geç, yeniden patlayacaktır. Otomotiv sanayisinde, odak noktası, şimdi, UAW sendikasının, bu şirketlerin belirli ihtiyaçlarına uyarlanmış benzer anlaşmaları kabul ettirme girişiminde bulunacağı General Motors’a (GM) ve Ford’a kayacak. UAW’nin GM’deki toplu sözleşme mücadelesindeki hazırlık atışı (UAW, FCA’nın ardından sırada GM’nin olduğunu ilan etmişti), Cuma günü, şirketin Detroit dışındaki Lake Orion montaj tesisindeki 500 işçiyi işten çıkaracağını duyurmasıyla gerçekleşti.

Bu arada, FCA, fabrika kapatmalarını ve işten çıkarmaları içeren operasyonlarını yeniden yapılandırma planlarıyla ileri taşımaya başlayacak. Otomotiv sektörü dışında, Birleşik Çelik İşçileri sendikası (USW), ücretleri dondurmak ve sağlık hizmetleri maliyetlerini indirmek üzere çelik şirketleriyle kapalı kapılar arkasında işbirliği yaparken, çelik işçileri, yaklaşık iki aydır uzatılmış bir toplu sözleşme altında çalışıyorlar. On binlerce iletişim işçisi, öğretmen, posta işçisi ve işçi sınıfının diğer kesimleri de benzer koşullarla karşı karşıya.

Otomotiv işçileri ve bir bütün olarak işçi sınıfı için can alıcı görev, mücadelenin bir sonraki evresine hazırlanmak üzere, FCA toplu sözleşme mücadelesinin siyasi derslerini özümsemektir.

Her şeyden önce, UAW’nin ve genel olarak sendikaların doğası hakkında gerekli sonuçları çıkarmak gerekiyor. UAW önderliğini keskin bir şekilde kınayan birçok işçi arasında bile, ilk satış anlaşmasına yönelik geniş çaplı “hayır” oyunun, sendikayı daha iyi bir şeyle geri dönmeye zorlayacağı umudu sürüyordu. Bu umutların boş olduğu kanıtlandı. İkinci toplu sözleşme, oylama sonucunda engellenmiş olsaydı bile, yoksulluk sınırındaki ücretlerin dayatılmasına ve emeklilik maaşlarının, sağlık hizmetlerinin ve çalışma koşullarının tahrip edilmesine karşı mücadele karara bağlanmış olmayacaktı. Şirket ve sendika, komplolarını iki katına çıkartacaklardı.

Yerel sendika memurlarından ve “eleştirmenler”den oluşan, enerjilerini UAW’nin ve AFL-CIO’nun mutlak örgütsel gücünü savunmaya adamış bütünlüklü bir ağ söz konusu. Emek Notları, Sosyalist İşçi ve diğer yayınlar tarafından desteklenen Otomotiv İşçileri Karavanı gibi gruplar, işçilerin, bürokrasiye baskı uygulayarak UAW senikasını kendileri için mücadele eder hale getirebileceğinde ısrar ediyorlar. Onlar sendika yönetiminin muhalifiymiş gibi tavır takınıyorlar ama sendika aygıtına karşı işçilerin demokratik iradesinin her gerçek ifadesine acımasızca düşmanlar.

FCA deneyiminin bir kez daha gösterdiği gibi, UAW, üyelerinden gelen basınca duyarlı bir “işçi örgütü” değildir. UAW, şirketlerin ve hükümetin, işçilerin direnişini bastırmakla belirli bir biçimde görevli bir koludur. Yalnızca UAW değil ama tüm resmi sendika aygıtı, on yıllardır, şirketlere ve bankalara karşı her türlü mücadeleyi engellemek için çalışıyor. Onlar, şirketlerle ilgili olarak kendi gündemlerine sahip oldukları ölçüde, kendilerini kontrol eden varlıklı asalakların belirli şirket çıkarlarıyla ilgilenmektedirler. UAW’nin kendisini bir sağlık sigortası sağlayıcısı olarak tesis etme yönelimi bunun bir örneğidir.

Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) Otomotiv İşçileri Bülteni, toplu sözleşme mücadelesi boyunca, yaygın destek gören bir talep olarak, taban komiteleri oluşturma kampanyası yürüttü. Bu komiteler uğruna mücadelenin, GM, FCA ve Ford işçilerini birleştirmek; uluslararası ölçekte otomotiv işçileriyle iletişim hatları kurmak ve bütün işçi sınıfına uzanmak için, her fabrikada bağımsız örgütlenmelerin oluşturulması yoluyla derinleştirilmesi ve genişletilmesi gerekiyor.

Bu mücadelenin başarıya ulaşması için, berrak bir siyasi perspektifin rehberlik etmesi gerekmektedir. Otomotiv İşçileri Bülteni’ni, onun toplu sözleşmeyi ve UAW’nin rolünü teşhir etmesini takip eden binlerce işçinin çoğu, WSWS’nin olayların seyrini oldukça açık bir şekilde öngörmesinin nasıl mümkün olduğunu soruyor. Yanıt, WSWS’nin çözümlemesinin, mevcut mücadelenin içinde gerçekleştiği siyasi ve ekonomik çerçeveye ilişkin bir kavrayışa dayanmasıdır.

Sendikaların gerici rolü, onların kapitalizm yanlısı ve ulusalcı perspektifine dayanmaktadır. Sendikalar, II. Dünya Savaşı sonrası hızlı büyümenin doruğunda, işçilerin grevler ve diğer endüstriyel eylem biçimleri yoluyla önemli kazanımlar elde edebildiği dönemde bile, işçi sınıfını kar sistemine tabi kılmak için çalışmışlardı. Amerikan kapitalizmi 1970’lerde uzun dönemli bir gerileme dönemine girerken, şirket ve mali sektör seçkinleri, sanayisizleştirme ve servetin toplumun en altından en üstüne yeniden dağıtımı yönünde bir politika uyguladılar. İşçilerin şiddetli mücadeleler yoluyla elde etmiş oldukları her şey, 2008 Wall Street iflasından beri hızlandırılan bir süreç içinde, lime lime ediliyor.

Sendikalar, bu gelişmelere, kendilerini her zamankinden daha dolaysız bir şekilde şirket yönetimleriyle bütünleştirerek karşılık verdiler. Onlar, üretimin giderek artan küresel karakterine, farklı ülkelerin işçilerini dibe doğru bir yarış içinde birbirlerine kırdırmaya çalışarak tepki gösterdiler. Toplumsal eşitsizliğin Büyük Bunalım öncesinden bu yana herhangi bir zamanda olduğundan daha büyük olduğu günümüzde, sendikalar, işçilerin ABD’deki şirketlerin karlılığını ve rekabet gücünü arttırmak amacıyla “özveride bulunmasını” talep ederken, işçi sınıfı ile şirketler arasında hiçbir “düşmanca ilişki” olmadığında ısrar ediyorlar.

Bu, tek başına bir Amerikan olgusu değildir. Her ülkede, resmi, kapitalizm yanlısı sendikalar, işçi sınıfının en amansız düşmanları haline gelmiştir.

Sendikaların ABD’deki kapitalist sistemi desteklemelerinin siyasi biçimi, onların Demokratik Parti ile ittifaklarıdır. Demokratlar, en az Cumhuriyetçiler kadar egemen sınıfın çıkarlarını savunmaktadır. Beyaz Saray, otomotiv sanayisinde, iki kademeli ücret ve yan ödeme sistemini genişletmek ve işçilere yönelik diğer saldırıları hayata geçirmek için kullanılmış olan GM ve Chrysler’in 2009 iflasını düzenlemede son derece önemli bir rol oynamıştı. Obama yönetimi mevcut toplu sözleşme görüşmelerine alenen karışmazken, hiç kuşkusuz, hem UAW sendikası hem de otomotiv şirketleri ile yakın görüşme içinde, işçilerin muhalefetinin kontrolden çıkması halinde, “arabuluculuk” ya da bu işe yaramazsa polis baskısı yoluyla müdahale etmeye hazırdır.

Dünyanın her yerinde işçi sınıfı, kapitalist sistemle çatışmaya giriyor. Temel soru şu: toplum, kimin yararına yönetilecek? Şirket yöneticilerinin ve Wall Street yatırımcılarının yararına mı? Yoksa halkın büyük çoğunluğunun, işçi sınıfının yararına mı? Toplum, para delisi bir mali aristokrasinin kar taleplerine tabi kılınmaya devam mı edecek? Yoksa işçi sınıfı, dünya ekonomisini sosyalist bir temelde, yani özel kar yerine toplumsal ihtiyaca göre yeniden yapılandırmada başarıya mı ulaşacak?

Asli görev, şirketlere, sendikalara ve kapitalist sisteme karşı, bağımsız inisiyatifin, işçi sınıfının uluslararası örgütlenmesinin ve siyasi bağımsızlığının geliştirilmesidir. Ancak bu, işçi sınıfı içinde yeni bir sosyalist ve devrimci önderliğin inşasını gerektirmektedir. WSWS Otomotiv İşçileri Bülteni’ni takip eden ve destekleyen tüm otomotiv işçilerini ve diğer işçileri, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin programını incelemeye ve sosyalizm uğruna mücadeleye katılma kararı almaya çağırıyoruz.

SEP’e katılma konusunda daha fazla bilgi için buraya tıklayın.

24 Ekim 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir